Posts Tagged ‘akondroplazi’

Efficacy Of Flurbiprofen In The Treatment …

EFFICACY OF FLURBIPROFEN IN THE TREATMENT OF CHRONIC LOW-BACK PAIN: A DOUBLE-BLIND  PLACEBO –CONTROLLED STUDY.

Z.GÜVEN, D.OFLUOĞLU, N.ÖZARAS, A.TANRIKUT, Ö.KAYHAN

 

Marmara Unıversity School of Medicine,
Department of Physical Medicine and Rehabilitation
Istanbul, Turkey
Chronic low back pain presents a major challenge for our society because of its increasing incidence, sociel and medical implications. This condition continues to affect a significant proportion of working population among the young and middle-aged adults, Living with chronic pain for a long an unknown period of time is a considerable strain which affects many aspect of life. 40 patients diagnosed
As chronic low-back pain were enrolled in a double-blind, randomized trial designed to investigate the clinical efficacyof flurbiprofen.

Group I was treated with 200 mg/day of flurbiprofen for one month and group II was given a placebo. Clinical evaluation was realized by the patient on a pain visualanalogue scale (VAS), four point verbal rating scale for general well-being and by the physician on pain on movement, Arthritis Impact Measurement Scale (AIMS), Beck Depression Scale and four point verbal
rating scale for general well-being before treatment and on weeks 1 and 4. Adverse events and laboratory
assessments were documented.

The Affect subgroup of AIMS questionnaire and both patient’s and physician’s verbal rating scale scores showed significant difference in favor of flurbiprofen group on week 4 but no difference on week 1.Both groups showed an improvement on VAS scores between two groups.
No difference before and after treatment in both groups were found in Beck Depression Scale scores.
Significantly more patients given flurbiprofen had gastrointestinal side effects compared with placebo
(%20 and %5 respectively).
This study shows that the use of flurbiprofen in chronic low back pain is of interest. Flurbiprofen has an effect on general well-being and may help to restore the functionality of the chronic low back pain patients even the symptoms have not completely disappeared.

İnmeli Hastalar İçin Egzersizler

İNMELİ HASTALAR İÇİN KOL EGZERSİZLERİ

1- Tutulan tarafın başparmağı üstte olacak şekilde ellerinizi kenetleyin

2. Dirsekler düz tutularak eller baş seviyesinin üzerine kaldırılmalıdır.

3. Kolunu omuz seviyesinde tutarak dirseklerini bük ve ellerini önce sağa sonra sola doğru hareket ettir.

4. Dirseklerini düz tutarak ellerini omuz seviyesine getir, sonra sağa ve sola döndür.

5. Kenetlenmiş elleri sağ dizin üzerine koy. Sonra ellerini bu vaziyette sol omuzuna götür. Sonra sol diz sağ omuz şeklinde tekrar et.

6. Dirseğini bük, kenetlenmiş ellerini göğüs hizasında tut. El bileğini sağa ve sola bük.

İNMELİ HASTALAR İÇİN EL EGZERSİZLERİ

1. Tutulmuş elinizi tutulmuş dizin üzerine başparmak yukarı gelecek şekilde koyun, sonra başparmağınıza egzersiz yaptırın.

2. Tutulmuş elin başparmağından tutarak, avuç içini aşağı yukarı yönde çevirerek parmakların gevşemesini sağlayın.

3. Parmaklar gevşediğinde, avuç içi dizin üzerine gelecek şekilde döndürün. Parmakları birleştirin açın. Başparmak ve diğer parmakları tek tek açın kapayın.

İNMELİ HASTALAR İÇİN BAŞ VE BOYUN EGZERSİZLERİ

1. Baş öne doğru eğilir, sonra eski haline getirilir. Geriye doğru fazla ekstansiyon yaptırmayın.

2. Baş önce sağ omuza doğru, sonra sol omuza doğru çevrilir.

3. Baş sırayla omuzlara doğru bükülür.

İNMELİ HASTALAR İÇİN OMUZ EGZERSİZLERİ

1. Omuz silkme hareketi

2. Omuzlarınızı öne arkaya hareket ettirin.

3. Kürek kemiklerinizi arkada sıkıştırın, sonra omuzlarınızı öne doğru kamburlaştırın.

İNMELİ HASTALAR İÇİN BACAK VE AYAK BİLEĞİ EGZERSİZLERİ

1. Dizler dümdüz olacak şekilde bacaklarınızı uzatın.

2. Bacağınızı yana doğru açın sonra tekrar ortaya getirin.

3. Bacağınızı öne doğru hareket ettirin fakat topuğunuz yerle temasa devam etsin.

1. Dizlerinizi çaprazlaştırarak oturun, üstteki ayağınızı bilek seviyesinden şekildeki gibi hareket ettirin.

2. Aynı şekilde ayak bileğinizi saat yönünde ve saatin tersi yönde hareket ettirin.

3. Ayağınızı hareket ettiremiyorsanız, tutulmuş bacağınızı şekildeki gibi sağlam olanın üzerine koyun ve elinizle hareket ettirin. Bileklerinizi aşırı germeyin.

İNMELİ HASTALAR İÇİN YATAK EGZERSİZLERİ

1. Yatakta dönme hareketi. Sırt üstü uzanın ellerinizi kenetleyin. Başınızı bir tarafa çevirin. Sonra kenetlenmiş ellerinizi de aynı tarafa çevirin. Daha sonra kalça ve dizlerinizi de o tarafa çevirin.

2. Eller yanda, dizler hafifçe bükülmüş olarak sırt üstü uzanın. Kalça ve uyluklarınızı kaldırarak köprü kurmaya çalışın.

3. Aynı pozisyonda dizleriniz bitişik vaziyette dizlerinizi sağa ve sola hareket ettirin.

4. Sırt üstü uzanın etkilenmiş bacağınızı aşağı ve yana düşürün, sonra yavaşça yükseltin.

5. Hasta taraftaki dizinizi göğsünüze doğru çekin, sonra yavaşça uzatın, sağlam taraf için tekrar edin.

İNMELİ HASTALAR İÇİN GÖVDE, KALÇA VE BACAK EGZERSİZLERİ

1. Ağırlığınızı sol kalçadan sağ kalçaya, sağ kalçadan sol kalçaya kaydırın.

2. Yaslandığınız yerden öne doğru eğilin, sonra doğrulun. Baş dönmesi varsa bu hareketi yapmayın.

3. Yürümede olduğu gibi dizlerinizi sırayla yukarı doğru kaldırın, indirin.

Rehabilitasyon

İnmeli Hastalar İçin Egzersizler
Hemofili Rehabilitasyonu
PArkinson Hastalığı ve Parkinsonizm
Parkinson Hastalığında Rehabilitasyon
Medulla Sipinalis Yaralanmaları veya Omurilik Felci
Hemipleji veya İnme Hastalığı
Travmatik Beyin Yaralanmaları

Normal Dışı Çocukların Sınıflandırılması

Kişiler arasında çeşitli bireysel farklılıklar vardır. Fiziksel yapısından, yapabildikleri ve gelişimi açısından söz konusu bu ayrıcalıklara, çevresel ve kültürel etmeleri de ekleyecek olursak, her bireyin kendine has bir varlık olduğunu görürüz. Tabi ki bu ayrıcalıkların hepsi öğrenim ve eğitim açısından aynı oranda önemli değildir. Bizim eğitim sistemimize göre milli eğitimin eğitim öğretim imkanlarından yararlanabilen çocuklar normal olarak kabul edilirse, bedensel, zihinsel, görme, işitsel bazı davranış bozuklukları gösteren ve eğitim sisteminden yararlanamayanlar ise farklı gelişen ayrıcalıklı çocuklardır. Sınıflandırma

  • Beden gelişimi ve özellikleri açısından farklılık gösterenler
    • Görme özürlüler, işitme özürlüler, halk arasında yaygın olarak spastik diye adlandırılan beyin felci olanlar, sara gibi öncelikle beyin ve sinir sistemi ile ilişkili olan özürler.
    • Doğuştan ya da sonradan sonradan edinilmiş iskelet hastalık ve sakatlıkları olan topallık, çolaklık, kanburluk, kemik veremi ve benzeri hastalıklar.
    • Uzun süreli bakım ve tedaviyi gerektiren hastalıkları olanlar. Kalp ve dolaşım bozukluğu olanlar, verem gibi solunum hastalıkları, diabetikler bunlara örnektir.
    • Çeşitli konuşma bozuklukları
    • Sinir sistemi hastalıkları, myelomeningosel, hemipleji, parapleji
    • Kromozom hastalıkları. Mongolizm vs
    • Travmatik durumlar, kafa ve omurilik travmaları
  • Zihinsel gelişimleri açısından ayrıcalık gösterenler
    • Zeka geriliği olanlar
    • Üstün zekalı olanlar
    • Zeka bölümleri normalin üstünde olan ” müzik, resim, fen bilimleri, matematik ” gibi bir öğrenim alanında üstün özel yetenekleri olanlar.
  • Davranış ve uyum açısından ayrıcalık gösterenler
    • Korunmaya muhtaç olanlar ve sokak çocukları
    • Suça yönelmiş veya suçlu durumuna girmiş olanlar
    • Hareket ya da davranış bozuklukları olanlar
  • Öğrenme açısından ayrıcalık gösterenler
    • Okuma, yazma, hesaplama gibi temel öğrenim dallarının birinde veya birkaçında çeşitli sebepler yüzünden öğrenme zorluğu olanlardır.
  • Birden fazla ayrıcalığı olan çocuklar
    • Bu grupta kişi hem sağır, hem kör olabilir. Hem zihinsel geriliği, hem hiperaktivitesi olabilir. Spastikler, mongollar bu gruba girer

Serebral Palsi


Doğum öncesi, doğum sırasında yada doğum sonrası herhangi bir nedenle beynin hasar görmesi sonucu oluşan motor (ve bazı durumlarda mental) bozukluktur. SP adale sertliğinde bozukluk, anormal, postür( duruş bozukluğu ) ve bozuk hareket görünümüyle karşımıza çıkar. SP gelişimsel bir bozukluktur. Motor fonksiyonlarda bozukluğun yanında, duyu bozuklukları,(sensorial disfonksiyon), gözde kayma, titreme (nistagmus) gibi bozukluklar zeka geriliği ( mental retardasyon ), davranış bozuklukları, öğrenme güçlükleri, dil-konuşma bozuklukları ve ağız diş problemleri de görülebilir.

Beyinde motor bölgenin ( kol-bacakların tam kullanımı, yürüme, yemek yeme, merdiven çıkma gibi günlük yaşamı sürdürmeye yarayan hareket yeteneğini sağlayan beyin bölgesi) gelişimi 7-8 yaşlarında tamamlanır. Hamilelik döneminin başlangıcında 7-8 yaşlarına kadar beyinde oluşabilecek herhangi bir problem bu bölgenin fonksiyon bozukluğu olarak karşımıza çıkar. Ortaya çıkan tablo ise serebral paralizi olarak adlandırılır.

 

SP’ de beyin hasarı ilerleyici değildir. Fakat ortaya çıkan sorun ömür boyu devam eder. SP’nin görülme sıklığı hakkında çok net bilgiler olmamakla birlikte, ABD’ de ölçülen oranlar dünya geneli için bir kıyaslama imkanı verebilir. ABD’de toplam nüfusun %0.2′ si (1000′ de 2) SP’ lidir. Buna göre ABD’ de yaklaşık 1.000.000 SP’li vardır. Bu rakama her yıl 5000-7000 bebek eklenir. Ülkemizde ise bu konuda yeterli ve güvenilir bir istatistik olmamakla birlikte, toplam nüfus içerisindeki SP’li oranının %0.166 ( 600′ de 1 ) olduğu tahmin dilmektedir. Buna göre Türkiye’ de yaklaşık 700000 SP’li bulunmaktadır.

 

Türkiye de oranların fazla olması akraba evlilikleri, hamilelik döneminde geçirilen hastalıkların fazla olması ve bakım şartlarının yetersizliği, doğum şartlarının olumsuzluğu, bebek bakım hizmetlerinin yetersizliği, ilk çocukluk yıllarında bebeklerde bulaşıcı ve ateşli hastalıkların fazlalığı ve beslenme yetersizliği gibi sebeplere bağlanmaktadır.

 

Serebral paralizin sebepleri:
Doğum öncesi nedenler:

  • Genetik durumlar
  • Hamilelik döneminde geçirilen enfeksiyonlar
  • Rubella, herpes
  • Bebeğin anne karnında oksijensiz kalması
  • Plesentanın gelişim bozukluğu yada erken ayrılması
  • Rh uyuşmazlığı ( eritroblastosis fetalis, hemolitik anemi, hiperbilirübinemi )
  • Metabolik hastalıklar ( diabetes mellitus, hamilelik toksemisi )
  • Gelişimsel bozukluklar ( vasküler yada iskelet yapıda )
  • Beslenme bozuklukları
  • Sigara, alkol yada madde bağımlılığı
  • Annenin enzim veya L-Dopa tedavi görmesi
  • Akraba evlilikleri
  • Annenin aldığı ilaçlar
  • Hamilelik döneminde geçirilen tıbbi müdahaleler

Doğum sırasında oluşan nedenler

  • Zor doğum (anoksi), plesentanın erken ayrılması, uzayan doğum
  • İlaç sedasyonuna bağlı asfiksi nedeniyle beyin kan damarında kompresyon ve yırtılma
  • Prematüre (erken doğum), postmatüre (geç doğum )
  • Kordon komplikasyonları
  • Gelişmiş anomalileri ( makat doğum, ayaktan geliş )
  • Forseps yada vakumla doğum

Doğum sonrası ( post – natal ) nedenler:

  • Düşük doğum kilosu
  • Vasküsler hadiseler ve kafa içi kanama
  • Kafa travması
  • Ensefalopati
  • Toksik durumlar
  • Kardiak arreste bağlı anoksi
  • Nöbetler ( konvülzyon, epilepsi )
  • Tümör
  • Viral ve bakteriyal beyin enfeksiyonları
  • Sarılık ( Hiperbilirübinemi )
  • Menenjit

Serabral paralisi’nin tipleri:

Spastik SP :

Spastisite, en genel anlamda, kas sertliği yada pasif harekete direnç olarak tanımlanabilir. Kasların normal yapısındaki değişiklik ve sertlik hareketlerin de etkilenmesine ve zor yapılmasına neden olur. Aşırı spastisite zamanla iskelet yapı üzerinde bozukluklara ve postürün (duruşun) bozulmasına yol açar. Bunun yanı sıra oturma, ellerin kullanılması, yürüme gibi fonksiyonel aktiviteleri de olumsuz etkiler. Spastik tip SP’nin en yaygın tipidir. Spastik çocuk, SP teşhisi altında etkilenen vücut kısmına göre tanımlanır.

Hemiplejik tip SP:

Bu tipte vücudun bir tarafındaki kol, gövde ve bacak etkilenir.

Diplejik tip SP :

Bu tipte her iki bacak spastisitesi kollardan daha fazladır. Bacaklar birbirine sıkışıktır. Parmak ucuna basma sık görülür.

Kuadriplejk SP :

Bu tipte ise tüm vücut etkilenmiştir. Baş kontrolünün yetersizliği, ellerin yumruk şeklinde bacakların çapraz tarzda durması yaygın bir görüntüdür.

Atetoid SP :

Kontrolsüz hareket olarak tanımlanabilir. Çocuğun bacak, kol, el veya yüzünde istemsiz hareketler oluşur. Bu tipte kaslarda ani değişiklikler oluşur. Kaslar çok gevşek durumdan çok sert bir duruma geçebilirler. Bu da hareketlerin koordineli yapılmasını engeller.

Ataksik SP :

Dengeyi korumada bozukluk vardır. Baş kontrolünün zayıf olması, gövde dengesinin sağlanamaması nedeniyle gelişim yavaştır ve yürüme çok geç sağlanır.

Serebral paralizi’ nin erken teşhisi

İnsan sağlığının söz konusu olduğu tüm durumlarda olduğu gibi, SP ‘li vakalarda da teşhis ve yapılacak tedavi için mutlaka bir uzman kuruluşa başvurulmalıdır. Ancak bebekte ortaya çıkabilecek ilk belirtilerin aile tarafından da kolayca gözlenebileceği de unutulmamalıdır. SP’li vakalarda fizik tedavi ve rehabilitasyonun başarısı için erken teşhis çok önemlidir.

SP nasıl erken teşhis edilir ?

Aileler bebeğin gelişiminde en ufak bir gecikme yada sapma gördüğünde, yada aşağıdaki belirtileri gözledikleri durumda derhal doktora başvurmalıdır.

SP’nin habercisi olabilecek erken belirtiler :

1 aylık bebekte ;

  • Sürekli ağlama
  • Emme bozukluğu
  • Israrlı ve sürekli kusma
  • Çevresinden gelen uyarılara cevap vermeme
  • Havale ( Konvülzyon )

2 aylık bebekte ;
( yukarıdakilere ek olarak) ;

  • Bulunması gereken reflekslerin kaybı
  • Kaslarda aşırı sertlik yada gevşeklik

3aylık bebekte ;

  • Gözde kayma, titreme
  • Bebeğin sırtüstü, baş ve topuklar üzerinde yay gibi sert bir şekilde durması
  • Bebeğin gülmemesi, annenin yüzüne bakmaması

4 aylık bebekte:

  • Baş kontrolünün olmaması
  • Gözde odaklaşmanın sağlanamaması
  • Elin yada ellerin beş parmak içte kalacak şekilde yumruk halinde tutulması
  • Kaybolması gereken reflekslerin devam etmesi

8 aylık bebekte ;

  • Dönme ve oturma aktivitelerinin olmaması
  • El-göz koordinasyonunun yokluğu
  • Tekme atarken iki bacağın birlikte atılması
  • Bebeğin bacaklarını uzatarak oturduğu pozisyonda vücudunun öne eğilmesi, bacakların birbiri üzerini binmesi

10 aylık bebekte ;

  • Emeklemenin olmaması yada her iki ayağın birden çekilerek, sıçrar tarzda emekleme
  • Ayağa kalkmada zorluk
  • İsmi ile çağrılınca tepki vermemesi
  • Ağızdan salya akması
  • Verilen yiyeceği ağzına almaması yada ağzına götürememesi

1 yaşındaki bebekte;

  • Tutunarak yürüyememesi
  • Parmak ucuna basarak yürüme

Serebral paralizide tedavi ve rehabilitasyon

SP, tıbbi yaklaşım ve rehabilitasyon yaklaşımı olarak iki yönlü ele alınmalıdır;

 

Tıbbi yaklaşım : Teşhisle başlar. SP teşhisi pediatrik nörolog başta olmak üzere, ilgili hekimler tarafından konulur. Teşhiste yardımcı olmak üzere EEG ( elektro ensefalografi ) EMG ( elektromyografi ), SEP ( somatosensoryel evoked potansiyel ), VEP ( visuel evoked potansiyel ), MR gibi ileri tetkiklerden yararlanılabilir.

 

SP’li hastada direk SP’ ye yönelik etkin bir ilaç yoktur. Ancak hastalıkta seyreden konvülsiyon ( havaleler ) ve epilepsi için yaygın şekilde ilaç kullanılmaktadır. Bunun yanında kaslardaki aşırı sertliliği önlemek için de bazı ilaçlar kullanılmaktadır.

Rehabilitasyon yaklaşımları : SP’ li çocukta bir çok sorun bir araya gelerek aile ve çocuk için yaşamı güçleştirir. Bu nedenle problemlerin iyi bir şekilde tanımlanması çok önemlidir. Ancak bilimsel ve bilinçli yaklaşım SP’ li çocuğun daha bağımsız bir yaşama kavuşmasını sağlayabilir. SP’li çocuğun klinik tablosu, SP’ nin nedenine, lezyonun şiddetine, şekline ve diğer komplikasyonların olup olmadığına bağlı olarak çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Bu nedenle her çocuğun tedavi ve rehabilitasyon programı farklılık içerir. SP’ li çocuklarda görülen problemlerin en aza indirilmesi ve onların topluma kazandırılması çok yönlü bir rehabilitasyon programı ile sağlanabilir. Ailenin eğitiminden, çocuğun fiziksel çevresinin düzenlenmesine kadar bir dizi sorun hesaba katılmak ve rehabilitasyonun alanı içine dahil edilmek zorundadır.

SP’ li çocukta rehabilitasyonun amaçları:

  • Çocuklarda görülen hareket bozukluklarını en aza indirmek
  • Oluşabilecek kas-iskelet sistemi bozukluklarını önlemek, duruş bozukluklarının oluşmasını engellemek
  • Günlük yaşam aktivitelerinde bağımsız davranabilmeyi sağlamak
  • Yardımcı araç, gereç ve cihazları belirlemek
  • Eğer SP tablosuna eşlik eden, görme, işitme, konuşma ve zeka problemleri varsa bunların en aza indirilmesini sağlamak
  • Aile eğitimi vermek ve SP ‘li çocuğun eğitimi konusunda aileye yol göstermek
  • SP’ li çocuğun yaşayacağı imkanların düzenlemesini yapmak

Rehabilitasyon ekibi :

Fizik ve tedavi ve rehabilitasyonun her alanında olduğu gibi, SP’li çocukların rehabilitasyonu bir ekip tarafından yürütülür. Bir SP rehabilitasyon ekibinde şu uzmanlar yer alır.

 

  • Doktor ( pediatrist, nörolog, ortapedist, pediatrik cerrah, çocuk psikiyatristi, beyin cerrahı, kulak burun boğaz uzman, FTR uzmanı…. hastalığın klinik yapısına göre bunlardan biri yada birkaçı )
  • Fizyoterapist
  • İş – meşguliyet terapisti
  • İşitme konuşma terapisti
  • Psikolog
  • Çocuk gelişim uzmanı
  • Odiyolog
  • Özel eğitim uzmanı

SP de rehabilitasyon programı :

  • Egzersiz tedavisi
  • Ortez ( cihaz ) uygulamaları
  • Ev programı ve aile eğitimi
  • El- göz koordinasyonu sağlaması
  • Uygun yardımcı araç gerecin belirlenmesi
  • Yemek yeme, giyinme, oyun aktiviteleri gibi aktivitelerin eğitimi bileşenlerinden oluşur. Tüm bu uygulamalar, özellikle egzersiz uygulamaları deneyimli fizyoterapistler tarafından yapılmalıdır.
Bilinmesi gereken en önemli şey SP tedavi ve rehabilitasyonunun çok uzun bir süreç olduğudur. Bebeğin büyümesi ile birlikte rehabilitasyon uygulamaları da devam eder.

 

Rehabilitasyon çocuk bağımsız ( yada en az bağımlılıkla ) yaşama yeteneğini kazanana kadar devam etmelidir. SP ‘ li çocuklar da diğer çocuklar gibi gelişebilir. SP fiziksel bir özürdür. Az oranda zeka yetersizleri, görme, konuşma, işitme ve algı bozuklukları fiziksel özüre eşlik etse de ilerleyici değildir. Bilinçli bir yaklaşım ve etkili rehabilitasyon ile yetersizlikleri en aza indirgemek mümkündür.

 

Rehabilitasyon sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalar

 

Egzersizler aile tarafından öğrenilmeli ve evde tekrar edilmelidir. Egzersizler çok uzun ve sıkıcı olmamalıdır. Oyun aktiviteleri ile birleştirilerek yaptırılmalıdır. SP’ li çocuklarda mental ve duyusal engeller yüzünden genellikle yetersiz olan iletişim kurma yeteneğini arttırmak için sesli ve renkli oyuncaklar yada objeler kullanılmalıdır. SP ‘li çocuğun kontrolü en az 3 ay aralıklarla, pediatrik nörolog, pediatrist, gerekirse ihtiyaç duyulan uzmanlık alanlarındaki hekimler, fizyoterepist, iş meşguliyet terapisti, odiyolog, çocuk gelişim uzmanı psikolog tarafından yapılmalıdır. Normal çocuk gelişimi izlenerek, SP’ li çocuğun bu gelişimi yakalaması için ailenin çaba göstermesi gerekir. Ancak SP li bir çocuğun sınırlılıkları iyi bilinmesi, normal bir çocukla kıyaslanmamalıdır. Fakat SP li çocukta gelişimi sağlayabilmek için de erken yaşlarda başlayarak dil ve sosyal gelişim üzerinde durulmalıdır. SP li bebeklerin taşınması terapistin gösterdiği şekilde destekli ve çevre iletişimini sağlayacak şekilde yapılmalıdır. Oturma, emekleme, ayakta durma gibi motor gelişim aşamaları terapistin uygun gördüğü zamanlarda başlatılmalıdır. SP’li çocuğun beslenmesi sırasında uygun oturma ortezleri ( yardımcı cihazlar ) ve destekli sandalye kullanılmalıdır. SP’li çocuğun etkilenme tipine göre beslenme şekli de değişecektir. Bu konu da bir diyetisyenden bilgi alınmalıdır. Beslenme sürece sıvı yiyeceklerden katı yiyeceklere doğru ilerlemeli, beslenme pozisyonları terapistten uygulamalı olarak öğrenilmelidir. SP’ li çocuk mümkün olduğunca uygun bir kaşık ile beslenmelidir. Okul çağına gelen çocuklar fiziksel özürlerine rağmen özel bir eğitim kurumunda eğitime başlatılmalıdır. Zeka problemi, algılama problemi, olan çocukların eğitimi için özel eğitim uzmanlarının yardımı şarttır. Yürümeye başlayacak SP’ li çocuklarda değişik psikolojik bozukluklar oluşabilir. Aile ve çevreyle uyumda zorlanan çocuklar için psikologlardan yardım alınmalıdır. SP’ li çocukların evde sürekli bakıcılar yada ebeveynlerle kalmaları doğru değildir. Normal çocuklarla da iletişim kurabileceği ortamlar olmalıdır. Havale ( konvülsiyon ) geçiren çocuklar için muhakkak pediatrik nöroloğa baş vurmalıdır. SP li çocuklar aşırı koruma altına alınmamalı ve yapabilecekleri aktivitelere fırsat tanınmalıdır.

Çocuk Felci

Çocuk felci, poliomiyelit (poliomyelitis) veya polio isimleri ile bilinen hastalık; poliovirus adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilir ve sinirler ve kaslar da dahil olmak üzere tüm vücudu etkileyebilir. Şiddetli hastalık durumunda sürekli felç veya ölüm meydana gelebilir. Polio bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık etkeni virüsün bulaşması hastalıklı kişiye doğrudan temasla, hastanın ağız ve burnundan çıkan sıvılarla veya hastalıklı kişinin virüs içeren atıkları ile temasla olabilir. Virüs ağız veya burun yolu ile sağlam kişinin vücuduna girer, boğazda veya sindirim sisteminde yerleşerek çoğalır ve kan ve lenf damarları aracılığı ile vücuda yayılır. Hastalığın kuluçka süresi ortalama 7-14 gündür (5-35 gün arası).

 

Riskli durumlar

  • polio aşısının yapılmaması
  • polio salgını olan bölgeye yolculuk yapmak
  • hamilelik
  • çok yaşlı veya bebek olmak
  • ağız, burun veya boğazda yaralanma meydana gelmesi (diş tedavisi, bademciklerin alınması)
  • virüsü aldıktan sonra bağışıklık sistemini bozacak anormal bir stres meydana gelmesi (duygusal veya fiziksel)
Çocuk felci dünya çapında görülen bir hastalıktır. Ancak aşılamaya yeterli özen gösteren ülkelerde nadiren görülebilir. Yaz ve sonbahar aylarında daha sıktır. Kızlarda daha sık görülmekle birlikte felçler erkek çocuklarda daha sık gözlenir. Salgınlar aşılamanın yapılmadığı bölgelerde görülür.

Korunma

Belirtiler

 

Polio virüsü alındıktan sonra gelişebilecek hastalıklar 3 temel grupta incelenebilir: polio belirtileri oluşmayan hastalık, felce sebep olmayan hastalık ve felç gelişen hastalık. Hastaların %95′inde polio belirtileri gelişmeyen hastalık meydana gelir ve fark edilmeden atlatılır. Diğer iki grupta merkezi sinir sistemi etkilenir. Polio belirtileri gelişmeyen hastalık atlatıldıktan sonra diğer grup hastalıklar ortaya çıkabilir.

 

1- Polio belirtileri oluşmayan hastalık (abortif polio) Aşağıdaki belirti olabilir veya belirtiler 72 saat ve altında ortadan kaybolabilir.

 

  • hafif ateş
  • baş ağrısı
  • genel bir rahatsızlık hissi
  • boğazda yanma -
  • zda kızarıklık
  • kusma
2- Felce sebep olmayan polio (nonparalitik) Aşağıdaki şikayetler 1-2 hafta sürebilir

 

  • orta dereceli ateş
  • baş ağrısı
  • boyun sertliği (ense sertliği)
  • ense ağrısı (boyun ağrısı)
  • kusma
  • ishal
  • aşırı yorgunluk, halsizlik
  • huzursuzluk
  • sırt, kol, bacak, boyun ve karında ağrı ve sertleşme
  • herhangi bir bölgede kas spazmları ve hassasiyet
  • ciltte kızarıklıklar
3- Felç gelişen polio (paralitik)

 

  • diğer belirtilerden 5-7 gün önce ateş görülür
  • baş ağrısı
  • sırt ve ense sertliği
  • kas zayıflığı (simetrik değildir) gelişir ve felce doğru ilerler
  • felç, omuriliğin tutulduğu yere göre değişiklik gösterir.
  • bazı bölgelerde dokunma hissinde değişiklik
  • dokunmakla bazı yerler ağrır/acır
  • idrar yapma zorluğu
  • kabızlık
  • karında şişlik hissi
  • yutma zorluğu
  • kas ağrıları
  • özellikle sırt ve boyunda kas spazmları ve kasılmaları
  • ğızdan salya (sıvı) gelmesi
  • solunum güçlüğü
  • duyusal kontrol güçleşir
  • Babinski refleksi pozitif hale geçer

Testler

Muayene ile beyin zarlarının etkilendiğine dair bulgular saptanabilir. Boğaz çalkantı sularında, gaitada ve beyin omurilik sıvısında (BOS) yapılacak analizlerle virüsün varlığı saptanabilir. Beyin omurilik sıvısı (BOS) analizi normal olabilir veya basıncında, protein ve beyaz küre miktarında hafif artış saptanabilir.

Tedavi

Enfeksiyon geçirilirken, tedavinin amacı şikayetleri kontrol altında tutabilmektir. Şiddetli hastalarda özel uygulamalar gerekebilir (solunum desteği gibi). Şikayetlere ve şikayetlerin şiddetine göre tedavi yöntemi değişir, ancak amaç şikayetlerin giderilmesidir. Aktivite sadece kas zayıflığı döneminde ve geçici olarak kısıtlanır. Kas ağrıları için ısı uygulanabilir. Kasların güçlendirilmesi amacı ile destek uygulamaları ve tedaviler denenebilir.

Sonuç

Beyin ve omuriliğin tutulmadığı durumlarda hastalığın tamamen düzelme ihtimali %90′ın üzerindedir. Beyin veya omuriliğin tutulması acil bir durumdur ve felç veya ölümle sonuçlanabilir. Ölümler genelde solunum güçlüğünden meydana gelir. Felç, ölümden daha sık olarak gözlenir.

 

Polio sonucunda; akciğer ödemi, şok, felç, aspirasyon pnömonisi, hipertansiyon, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşları, paralitik ileus (barsak hareketlerinin ortadan kalkması), kalp kası iltihabı (miyokardit) gelişebilir.

Spina Bifida

Spina bifida omuriliğin beyinden çıkıp çevresel organlara taşındığı omurilik kanalındaki açıklık demektir. Spina bifida’ nın başlıca 3 tipi vardır( hafiften ağıra doğru ).

  • 1. Spina bifida okkülta : Bir veya daha fazla omurun arkasında açıklık olması, omuriliğin ve omuriliğin uzantısı olan sinirlerin yerinde olması demektir. Klinik olarak önemli bir deformite değildir.
  • 2. Meningosel : Omuriliğin etrafındaki koruyucu zarların omurgadaki bir açıktan dışarı çıkması demektir. Bebek doğduğu zaman sırtında bir kese ile doğar. Sinir hasarı yoktur veya çok azdır, cerrahi olarak tamir edilir.
  • 3. Myelomeningosel : Spina bifidanın en ağır formudur. Omuriliğin kendisi ve zarları, omur açıklığından dışarıya çıkmıştır. Bazı vakalarda omuriliği içinde taşıyan deri ile örtülüdür, bazen omurilik ve etrafındaki zarlar tamamen açıktadır

Sıklığı

İnsanların % 20 kadarında spina bifida okülta vardır. Ancak bu hastaların büyük çoğunluğunda hiçbir belirti yoktur, ve insanların çoğu spina bifida okülta olduğunu bilmez. Diğer iki tip spina bifida ise oldukça önemlidir. Diğer iki tip omurga açıklığına ” spina bifida manifesta” adı da verilir. Myelosel ve myelomeningosel her bin doğumda bir görülür. Bunlarında büyük çoğunluğu ( % 95 ) myelomeningosel şeklindedir.

Özellikleri

Spina bifidanın en ağır formu olan myelomeningoselin belirtileri; bu belitiler spina bifidalı omurilik seviyesinin altındaki belirtiler ve beyin omurilik sıvısı dolaşımının bozulmasına bağlı belirtiler olarak ikiye ayrılır.

 

  • Kas zayıflığı ve felç
  • Duyu kaybı
  • Mesane ve barsak kontrolünün olmaması
  • Hidrosefali ( beyinde su toplanması )
  • Nöbetler
  • Körlük

Myelomeningoselli çocukların % 70 – 90′ ında myelomingoselle birlikte beyin omurilik sıvısı dolaşımı da bozulmuştur ve buna bağlı olarak başta büyüme, nöbetler ve görme bozukluğu olur. Hidrosefali şant ( shunt ) ameliyatı ile kontrol edilir. Bu ameliyatla beyinde oluşan fazla sıvı karın boşluğuna verilir. Bu şekilde beyin hasarı, nöbetler, ve körlük önlenmiş olur.

 

Hidrosefali spina bifada olmaksızın da görülebilir ancak bu iki durum sıklıkla birlikte görülür.

Eğitim imkanları

Spina bifada sık rastlanan bir anomalidir. Yakın zamanlara kadar mylomeningoselli çocuklar doğumdan kısa bir süre sonra ölürdü. Ancak günümüzde doğumdan hemen sonra yapılan şant ameliyatları ve spinal tamir bu çocukların ölmesini engellemiştir. Sıklıkla bu çocuklar daha sonra da çok ciddi operasyonlar geçirmektedirler. Bu sebeple bu çocukların eğitim programları esnek olmalı ve onların tıbbi bakım ve rehabilitasyon izlemeleri ile uyum göstermelidirler. Myelonemingoselli pek çok çocuk için en önemli sorun mesane ve barsak kontrolüdür, temiz aralıklı kateterizasyon ( TAK ) gerekebilir. TAK’ın öğrenilmesi ve uygulanması özel bir eğitim ve dikkat gerektirir. Bazı çocukları çok erken yaşta bile kendi kendine kateterizasyonu öğrenebilir. Başarılı bir mesane tedavi programı çocuğun normal okula gitmesini ve toplumlaşmasını sağlayabilir.

 

Bazı çocuklarda hidrosefaliden dolayı öğrenme problemleri olabilir. Keza bu çocuklar dikkat eksikliği, anlama ve ifade etme güçlüğü, okuma ve hesap bozuklukları olan çocuklara erken müdahale daha sonraki okul başarısı için oldukça faydalıdır.

 

Bu çocukların okulla entegre olabilmeleri için okul ekipmanı ve müfredatta bazı ayarlamalar yapmak gerekebilir. Yine bu çocuklar için çevresel ve mimari engeller önemli sorunlar oluşturur. Myelonemingoselli çocukların mobiliteyi de bir şekilde öğrenmeleri gerekir. Bunun için tutulan seviyeye ve omurilikteki lezyonunun derecesine göre bir hedef tespit edilmeli ve bu hedefe ulaşılmaya çalışılmalıdır. Bu çocuklar baston yardımı ile brace lerle ( alt seviyeler ) yada tekerlekli sandalye ile mobilize olabilirler.

 

Spina bifida daki gibi fiziksel engeller çocukların davranışsal ve sosyal gelişmelerinde çok derin etkiler bırakır. Kişisel gelişim için aileler, öğretmenler, fizyoterapistler ve eğitimin diğer elemanlarına büyük görevler düşer.

Mental Retardasyon

Öğrenme sosyal ilişkilerde gecikme ile seyreden bir durumdur. Mental retardasyon entelektüel fonksiyon, çevreye uyum, öğrenme ve problem çözme gibi fonksiyonlar açısından normalin altında olma halidir.

Mental retarde yada zeka geriliği olan şahıslarda öğrenme, ilişki kurma, konuşma, iletişim, bağımsız yaşama fonksiyonları büyük ölçüde bozulmuştur. Mental retardasyon bir hastalık değildir. Genetik, çevresel, doğumsal birçok sebepten kaynaklanan çok çeşitli hastalıkların bir sonucudur. Mental retarde çocuklara bir takım şeyler öğretilebilir ancak bu öğrenme çok yavaş ve zordur.

 

Mental retarde, olan çocukların çoğunda kromozon anomolisi vardır. Mental retardasyonun diğer önemli sebepleri doğum esnasında oksijensiz kalma ( asfiksi ), anne ve babanın kan uyuşmazlıkları, anne karnında geçirilen enfeksiyonlar, bebeğin gelişmesini engelleyen bazı ilaçlar, ve toksik maddeler. Doğumsal hipotiroidi zamanında fark edilip tedavi edilmezse mental retardasyona yolaçar.

Sıklığı

Araştırmalara göre toplumunun % 1 kadarında zeka geriliği ( mental retardasyon ) vardır. Öğrenme güçlüğü çeken çocuklar bu orana dahil edilmemiştir. İşitme, görme, konuşma veya motor güçlüğü olan çocuklar, aslında normal zekalı oldukları halde yanlışlıkla mental retarde olarak değerlendirebilirler.

Özellikleri :

Mental retarde çocukların bir kısmı mental retarde olmayanlarla aynı gelişim basamaklarını gösterir. Ancak bunlarda gelişim çok yavaş ve güçtür. Mental retarde olanların bir kısmı düşünme, öğrenme, dikkat etme, algılama ve hafıza gibi zeka olanların bazılarında güçlük çekerler. Sakatlığın derecesine göre – hafif, orta, şiddetli, derin- mental retarde çocuklara bazı şeyler öğretilebilir ve bazı beceriler kazandırılabilir.

Eğitim imkanları :

Mental retarde olanların çoğu öğrenme, gelişme, büyüme yeteneğine sahiptir. Bu şahısların büyük çoğunluğu verimli olabilir ve sosyal aktivitelere katılabilirler. Uygun eğitim servislerinde; bebeklik döneminde başlayacak eğitim, gelişim süreci boyunca hatta erken yetişkinlik dönemi boyunca sürdürülmelidir. Eğitimin amacı zeka geriliği olan çocuğu ulaşabileceği en yüksek kapasiteye ulaştırmak, mesleki rehabilitasyon ve sosyal uyumu sağlamaktır. Çocuğun eğitim süreci boyunca eğitime ailenin de aktif katılımı sağlanmalıdır.

Mental retardasyonlu çocuklara yapılacak eğitimin özellikleri :

  • Eğitimde çocuğun ilgisini çeken, yaşına uygun, materyaller kullanın
  • Çocuğa verilecek bilgi ve talimatlar, kısa, anlaşılabilir olmalı, ilerleme küçük adımlarla olabilir.
  • Verilen her talimat kontrol edilmelidir,
  • Kendine yakın zeka seviyesindekilerle aynı ortamda eğitilmelidir
  • Çocuğu öğretilen görev ve beceriler çok sık tekrarlanmalı ve okul dışında da eğitim devam ettirilmelidir.
  • Öğretilecek şeyler küçük, parçalara bölünmeli sonra birleştirilmelidir
Mental retarlı çocukların ihtiyaçları diğer çocuklarla aynıdır. Bunların eğitimi, mesleki hazırlama, sağlık hizmetleri, eğlence aktiviteleri, vs. Ayrıca zeka özürlülerin durumlarından dolayı bazı ilave servislere ihtiyaçları vardır. Bu servisler; teşhis ve ölçme değerlendirme merkezleri, erken eğitim merkezleri, uyarma programları, özelleşmiş rehabilitasyon merkezleri vs.

Mental Retarde

Zihinsel engelli çocukların eğitim ve rehabilitasyonu 4 aşamada değerlendirilir.

  • Ailenin bilgilendirilmesi
  • İletişim becerileri
  • Konuşma ve dil gelişimi
  • Dil öğrenme

1- Ailenin bilgilendirilmesi

Zihinsel yönden oldukça yetersizlik gösteren çocuklar, zihinsel gelişimleri herhangi bir sebeple engellenmiş olan çocuklardır. Bu çocuklar kendi hizmetlerini görme, kendilerini tehlikelerden koruma, sosyal uyum sağlama, ekonomik bağımsızlığını alma, temel alışkanlıkları doğal olarak öğrenme gibi yönlerden gelişmeleri yaşıtlarından geri olan çocuklardır. Bu çocukların özel eğitime gereksinimleri vardır, bedensel gelişimleri de zihinsel gelişimleri yaşıtlarına oranla daha geç gelişir, geç yürür, geç konuşur, tuvalet kontrolünü daha geç kazanabilirler. Bu tür çocuklar için ülkemizde eğitim kurumları çalışmalarına başlamıştır.

 

Amaç : Çocuğunuza eğitim verirken amacınız ona bağımsızlığını kazandırmak , kendi kendisine yeterli olmasını, temel gereksinimlerini (yemek yeme, giyinme, tuvalet, temizlik gibi) karşılamasını ve sosyal yönden uyumlu olmasını öğretmek olacaktır.

Çocuğunuza eğitim verirken amacınız ona bağımsızlığını kazandırmak , kendi kendisine yeterli olmasını, temel gereksinimlerini (yemek yeme, giyinme, tuvalet, temizlik gibi) karşılamasını ve sosyal yönden uyumlu olmasını öğretmek olacaktır. Aile bireyleri için bilgiler:

Aile bireyleri olarak zihinsel yetersizliği olan çocukların eğitiminde dikkat etmeniz gereken noktalar şunlardır:

 

  • Herşeyden önce çocuğunuzu kabul edin, onu olduğu gibi kabul etmeniz yapacağınız çalışmalarda size en büyük yardımcıdır.
  • Anne-baba olarak birbirinizi suçlamayın, suçlu da aramayın.
  • Çocuğun her türlü gelişimi için gereken ilgi ve şevkati ona sürekli gösterin.
  • Onu aileye verilmiş bir ceza olarak görmeyin, çocuğunuzu suçlamayın.
  • Çocuğunuzdan utanmayın, onun sokağa çıkmasına, oyun oynamasına, arkadaşlıklar kurmasına yardımcı olun (pek çok aile çocuklarının sevilmeyeceğini, hor görülüp alay edileceğini düşünerek onun sokağa çıkmasını engellerler. Sabırla yardım etmeniz çocuğunuzun kendisini diğer çocuklarla aynı hissetmesini sağlayacağı gibi, çevresinde aranır bir kişi bile yapabilecektir).
  • Çocuğunuzun toplum tarafından kabul edilmesi bir yönüyle dış görünüşüyle de ilgilidir. Özellikle el, saç, yüz, beden giysi temizliğine dikkat edin. Unutmayın ki eli yüzü pis , kötü giyimli bir çocuk normal de olsa toplum tarafından kolay kolay kabul edilmez.
  • Çocuğunuzu aşırı derecede korumayın. Onun bütün hizmet ve isteklerini hemen yapmayın ve başkasının yapmasına da izin vermeyin. Yapabileceği etkinlikleri yapmasını sabırla bekleyin, yapmasını sağlayın. Basit işleri öğrenmesi için imkanlardan yararlanın.
  • Çocuğunuza acıyarak yaklaşmayın. Acımadan doğan sevgi ve yardım, onun öğrenmesine engel olacaktır.
  • Çocuğunuzu beceriksiz bulmayın,”sen yapamazsın beceremezsin” gibi sözlerle atılımını engellemeyin. Sabırla yapmasını bekleyin. Onu beceriksiz bulmanız ve engellemeniz kendine güvenini kaybetmesine neden olur.
  • Çocuğa bakmak sadece yeme, içme, giyme, barınma gibi temel ihtiyaçları karşılamak değildir. Sosyal, duygusal, kültürel gereksinimlerinin de karşılanması gerektiğini unutmayın.
  • Çocuğunuzdan varolandan daha fazlasını beklemeyin. Zihinsel engeli (yetersizliği) nedeni ile yeteneklerinin sınırlı, yaşıtlarından geri olduğunu unutmayın. Yapamayacağı şeyleri ondan istemeyin.
  • Çocuğunuzu başkaları ile kıyaslamayın. Başkaları ile karşılaştırmak, çocuğun gelişiminde oldukça olumsuz etkisi olan bir davranıştır. Çocuğunuzu kardeşlerinde veya diğer yaşıtlarından farklı görmeyin. Ancak unutmayın ki diğer çocuklarınızı yetiştirirken yaptığınız davranışları bu çocuğunuzda daha uzun süreli ve daha yoğun sabırla uygulamak zorundasınız. Eğitimde en önemli nokta, acelesiz,sabırlı, tekrardan bıkmaz, güler yüzlü, sevecen olmaktır.
  • Çocuğunuzu eğitirken övme, beğenme, sevme gibi ihtiyaçları olduğunu da unutmayın
  • Öğrenilecek herşeyin tekrarlar ile alışkanlık haline getirilmesini, açık, kolay ve anlaşılacak şekilde verilmesine dikkat edin. Basit komutlar verin.

Tüm bunların yanında şunlara da dikkat ediniz :

  • Eğitim ve öğretime erken başlamak çok önemlidir.
  • Öğreteceğiniz şeyin veya işin tamamını birden öğretmeyin, parça parça tekrarlar ile öğretmeye çalışın. Örneğin : Sabah temizliği için önce el yıkamayı, sonra diş fırçalamayı, sonrada saç taramayı öğretin.
  • Çocuğunuza öğrettiklerinizi sık sık tekrarlayın. Öğrenmediğini görünce ısrar etmeyin, ancak vazgeçmeyin. Aradan zaman geçtikten sonra sabırla aynı işlemleri yapmaya ve yaptırmaya çalışın.

Ailenin dikkat etmesi gereken şeyler

A. Konuşma durumu ile ilgili çalışmalar:
  • Konuşmalarda işarete yer vermeyiniz.
  • Çocuğunuzun uydurduğu kelimeleri kullanmayın. Doğrusunu öğretmeye çalışın.
  • Çocuğunuzun yakınındaki ve en çok kullanılan eşyaların adını doğru söylemesini öğretin.
  • Kelimelerin söylenişindeki hataları, çocuğu telaşa düşürmeden ve tedirgin etmeden düzeltmeye çalışın. Kelimeleri düzgün söylemeye başlayınca onu sözle ödüllendirin “aferin” gibi.
  • Tren, otomobil, hayvan vs. sesleri tanıtın.
  • Sevdiği veya sevebileceği hikaye ve masalları onun anlayacağı dille anlatıp, onun dil gelişimine yardımcı olun.
  • Konuşmaları anladığı zamanlar ona cesaret verip, onu sözle ödüllendirin.
  • Konuşma taklit yoluyla öğrenildiği için onunla düzgün konuşun.
  • Konuşmanın kazandırılmasında en çok gereken ve kullanılan kelime ve konuşma kalıplarının kullanılmasına dikkat edin, ve bunları kullanması için ortam hazırlayın.

B. Sayı kavramını geliştirme çalışmaları :

  • Öncelikle söylenileni anlama ve yapma gibi alışkanlıklar kazandırılmalıdır. Örneğin: Kalemi bana ver, paltomu al gibi
  • Daha sonraki çalışmaları da “Bu kadar ver” emri ile ileri bir aşamaya geçin. Çocuğunuz gösterilen miktarda eşyayı örneğin (kalemi) seçebilir ve isteneni yapabilme durumuna gelebilmelidir.
  • Bu çalışmalar 1 (bir) sayı kavramının kazandırılması ile başlamalı, bu kazandırıldıktan sonra 2(iki)’ye geçilmelidir.
  • Sayı ile birlikte renk kavramının verilmesi, çocuğun aynı zamanda renkleri de ayırt edebilmesine yardımcı olur “iki tane kırmızı düğme ver” diyerek sayı kavramı çalışmalarında da renklerden yararlanabilirsiniz.
  • Ara sıra rakamla 1 (bir) üzerinde çalışmanın arkasından, 2 (iki) tane isteyerek dikkatinin gelişmesini sağlayın.
  • 2 (iki) ‘yi kavradıktan sonra bir yere bir veya iki tane nesne koyarak “bu kadar ver” sözü ile hareket ve sayı kavramlarını geliştirme çalışmalarını sürdürün.

C. Renk kavramını geliştirme çalışmaları

  • İlk olarak doğrudan doğruya kırmızı renk kavramını verin.
  • Çeşitli kırmızı renkteki eşyaları göstererek kırmızı kavramını tekrar edin.
  • “Kırmızı kalemi ver”, “kırmızı düğmeyi al” gibi emirlerle karışık renklerin arasından kırmızı olanı seçmesini öğretin.
  • Doğrudan doğruya mavi renk kavramını verin. Kırmızı renkte izlenen yolu takip edin.
  • Her iki rengi de öğrendiğinde, “mavi kalemi masaya koy”, “kırmızı düğmeyi bana ver” gibi emirlerle mavi ve kırmızıyı beraber çalıştırmaya başlayın.
  • Kırmızı ve mavi kağıtlarla kesip yapıştırma ve el-işi alıştırmaları yaptırın; kırmızı ve mavi kalemlerle boyatın, çeşitli yaşantılarla kırmızı ve mavi renklere dikkatini yöneltin.
  • Çeşitli nesnelerden (kalem,düğme,iplik gibi) aynı renk olanlarını eşlemesini isteyin.

D. Resimler üzerinde konuşma çalışmaları

  • Renkli resimler üzerinde “bu resimde neler var?” diyerek çocuğu gördüklerini söylemeye teşvik edin.
  • Resim üzerindeki eşya, hayvan vs göstererek adlandırmasını isteyin.
  • Zamanla eşya, hayvan vs’nin ayrıntılarına girin.
  • Resimler üzerinde ne var ? sorusu ile serbest konuşmasına izin ve fırsat verin.
  • Resimlerde sık sık rastlanan nesneleri çeşitli kartonlara yapıştırarak bir çalışma defteri oluşturun.
  • Bu defter üzerinde konuşmaları sürdürün.

E. Evdeki eşyaların tanıtılması çalışmaları

  • Eşyanın adı üzerinde durarak bilmediği veya öğrenmediği eşyaları aralıklı olarak sorun.
  • Birden fazla eşyanın adını aynı anda öğretmekten kaçının.
  • Öğrendiği eşya adları ile basit emirleri yerine getirmesini sağlayın. Örneğin “sandalyenin üzerine otur” gibi.

F -El ve beden hareketleri çalışmaları.

  • Ucu sivri olmayan küçük kağıt makası ile kesme işlemini çalıştırın, alıştırmalar yaptırın.
  • Hamur veya çamur ile çalışın. Bir süre sonra hamur veya çamurun bir parçası ile iki eli (avuç içi) arasında yuvarlak yapmasını öğretin. Yapabileceği başka şekillerle çalışmasını sağlayın, kendi dilediği gibi şekiller yapmasına izin verin.
  • Gazete kağıt parçalarından avuç içinde top yapmasını ve oynamasını sağlayın. 4- Kağıt mendil vs şeyleri katlamasını öğretin.
  • Delikli boncukları kullanarak onları ipe (ayakkabı bağı kullanılabilir) dizmesini isteyin. Zamanla sizin belli bir sırayla dizdiğiniz boncukları aynı sırayla onun da dizmesini isteyin.
  • Kalemle önceleri gelişigüzel karalama, sonrada belirli şekilleri çizebilmesi için alıştırmalar yaptırın. Bu şekillerin şu sırayı izlemesine dikkat edin; daire, kare, üçgen. 7- Çocuk kağıt kesmeyi öğrendikten sonra belirli şekilleri, resimleri kağıttan kesip çıkarmasını isteyin.
  • Kesilen resimlerin veya şekillerin yapıştırılması çalıştırmaları yaptırın.

G. Sosyal gelişim çalışmaları

  • Çocuğu arkadaş edinebileceği yerlere götürün ve arkadaşlık kurup oynamasına yardımcı olun.
  • Onu çarşı, pazar gibi toplu yerlere götürerek dış çevre ile ilişki kurmasını sağlayın.
  • Çalışmalarınızda sabırlı, acelesiz, tekrardan bıkmadan, güler yüzlü, sevecen bir davranışı benimseyin. Ona güven verin, bazı etkinlikleri başaracağına inanın ve bunu ona da belli edin.
  • Yapılacak çalışmaların günlük programlar düzenlenerek yapılması, çocuk yönünden oldukça yararlıdır. Günün her saatinde günlük yaşantılardan da yararlanın. Örneğin her sabah uyandıktan sonra çocuğa temizlik, yemek yeme vs. alışkanlıkları kazandırmada örneklerle çalışma imkanı verin.
  • Evinizdeki düzeninize uygun olarak çocuğunuza ayıracağınız zamanlar onun, hemen olmasa da zamanla göstereceği gelişmeleri gördükçe boşa gitmediğini anlayacağınız zamanlardır. Sonuca ulaşmakta acele etmeyiniz, sabırlı olmak zorunda olduğunuzu düşünerek, çocuğu özellikle döverek cezalandırmak yoluna gitmeyiniz. Yukarıda birçok kez denildiği gibi güler yüz, sabır, sevecenlik, hoşgörü çocuğun olumlu yönde gelişmesini sağlayacak, zamanla bu gelişmeleri gördükçe sizde mutlu olacaksınız.

Zihinsel Engellli Çocuklarda Konuşma ve Dil Gelişimi

İnsan olmanın en önemli değerlerinden biri de başkalarıyla iletişim sağlama becerisidir. Konuşma becerisi kendiliğinden gelişmez. O öyle bir beceridir ki; çocuklar, birbirleriyle konuşmaya başlamadan önce konuşulanları dinlemeyi ve anlamayı öğrenirler. Dil gelişim ve konuşma becerisi diye ikiye ayrılmıştır.

 

Dil, iletişim sağlama aracı olarak kullanılan, sesler, işaretler (semboller) ve kelimeler gibi temel birimleri olan bir sistemdir.

 

Konuşma ise, insanlar arasında dili kullanarak, sözlü iletişim kurma yöntemidir. Dil kullanılmadan konuşma sağlanamaz.

 

Her dilin, kelime, ses ve gramer yapılarının farklı olduğunu belirten kuralları vardır. Bu kuralların öğrenilmesi bebeklik döneminden itibaren başlar, yaşamın ilk yılından itibaren de belirgin olarak ortaya çıkar.

Zeka engelli çocukların dil gelişimi özellikleri

Yapılan araştırmalarda, zeka engelli olan çocukların dil gelişimi seviyelerinin, zeka yaşı seviyelerinden daha düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca zeka özrü olan çocukların alıcı dil seviyeleri, ifade edici dil seviyesinden daha yüksektir. Zeka engeli olan çocuklar genellikle konuşmaya yaşıtlarından geç başlar ve engellerinin şiddetine bağlı olarak yavaş ilerleme gösterirler.

 

Zeka engelli çocukların dil gelişimleri yapı olarak normal çocuklara benzer, fakat bu çocuklarda, normal çocukların geçtikleri dil basamaklarına ulaşmada gecikme ve bir basamakta duraklama görülebilir.

 

Zeka engelli çocukların zihin gelişiminde hafızalarını çalıştırmak için tekrara yer vermek gerekir. Çocuğun ilgisini işitsel uyarıcılara çekme, aktif olabileceği bir çevre düzenlemesi yapma, dramatizasyon gibi teknikleri kullanmak gerekir. Verilen kavramları ya da öğretilen sözel ifadeleri değişik şekil ve zamanlarda tekrarlamak gerekir. Ayrıca öğrenmeyi kolaylaştırmak için verilen uyarıcı materyali küçük ünitelere bölüp vermekte yarar vardır; ancak çok tekrar yapmak, çocuğun sıkılmasına ve ilgisinin dağılmasına yol açabilir.

 

Zeka engelli çocukların dil eğitiminde müzik öğelerinden de yararlanılabilir. Dil gelişimi için eğitim çalışmaları müzikteki öğenin (ritim, ses düzeni gibi) konuşma dilini öğrenmeye yardımcı olduğunu ortaya koymuştur.

Zeka engelli çocukların dil eğitimlerinde dikkat edilecek noktalar :

  • Çocuğun gelişim seviyesini tanımak ve uygun eğitim yaşantıları düzenlemek.
  • Verilecek olan dil eğitimi programının, diğer gelişim (özellikle zeka gelişimi) alanlarıyla bağdaştırmak.
  • Eğitim yaşantılarının çoğunun yakın çevresiyle ilişkili olmasına dikkat etmek.
  • Eğitimde çocuğun günlük yaşamda kullanabileceği bilgi ve kavramlara yer vermek.
  • Eğitim yaşantılarını çocuğun aktif olabileceği ve kendini ifade edebileceği nitelikte hazırlamak önemlidir.

Eğitim programının uygulanmasında ;

  • Çocuğun ilgisini çekmek.
  • Sabırlı ve toleranslı olmak.
  • Model olmak.
  • Uygun ödüller kullanmak.
  • Tekrara yer vermek
  • Çevresel uyarıcıları kontrol etmek.
  • Dikkat kontrolünü sağlamak.
  • Uygulamada çocuğun aktif katılımını sağlamak.
  • Eğitimci ve çocuk arasında iyi bir iletişim-etkileşim kurulmasına önem vermek, önemlidir.

Dil eğitiminde aile eğitimi

Zeka özürlü çocukların eğitiminde aile ile işbirliği yapmak gerekir. Öncelikle ailenin gerçeği görmesine, çocuğun durumunu kabullenmesine ve onun neler yapıp neler yapamayacağını öğrenmesine yardımcı olmalıdır. Çocuğun eğitimine aile de katılmalıdır. Eğitimci uyguladığı programa paralel olarak aileye de eğitim vermeli ve bu eğitimi çocuğa uygulamalarını istemelidir. Ailenin eğitime olan katılımı çeşitli yollar kullanılarak denetlenmeli, uygulamada hatalar varsa olumlu bir yaklaşım kullanılarak düzeltilmelidir. Aile ve eğitimci arasında karşılıklı güvene dayalı yoğun, sıcak bir iletişimin doğması çocuğun eğitiminde önemli bir yer tutar.

Kullanılan materyalin özellikleri

Zeka özürlü çocukların dil eğitiminde kullanılan materyalde, görsel ve işitsel uyarıcılara daha fazla yer vermek uygun olur. Eğitim yaşantılarının dramatizasyon içinde verilmesi çocuğun daha çok ilgisini çekebilir. Dramatizasyon için kuklalar, minyatür ev, eşyalar, giysiler, minyatür hayvan modelleri vs..kullanılabilir. Her bir yüzüne resim yapıştırılmış küpler, ses çıkaran oyuncaklar, oyuncak müzik aletleri, sopaya dizilebilen renkli halkalar, renkli bloklar vb. materyaller zeka özürlü çocukların ilgisini çeker.

Dilin kazanılması

  • Konuşma öncesi dönem
    a. Refleksif dönem : 0 -1 ay
    b. Gığıldama (Cooing) 2 – 3 ay: (v, o, a gibi ünlü) 3 – 4 ay: h, k, g gibi yumuşak damak ve gırtlak sesi
    c. Mırıldanma (Babbling) : 4 – 6 ay ( b, m, p v.b. dudak sesleri çıkar)
    d. Mırıldanmanın tekrarı : 6 -10 ay (me-ma-me-ma)
    e. Ses-kelimeler (Vocables) : 11-14 aylar (acele mırıltılardır)
  • . Konuşma dönemi
    a. Tek kelime dönemi : meme, baba, dede, baybay, anne gibi tek kelimelerdir.
    b. Birbirini izleyen tek kelimeli cümlecikler : 18 – 21 ay
    c. İki kelimeli cümlecikler : İsim ve fiillerden oluşur. d. Üç ve daha fazla kelimeli cümleler : 3. yaşında 4 kelimeli cümleler başlar.
    e. 4. yaşında dilin gramatik yapısını öğrenir.

    Dil gelişimi 6. Ay

    • Tonlamaları ayırt edebilir.
    • İsmine karşılık verir.
    • İnsan seslerine reaksiyon gösterir.
    • Dostça ve kızgın tonlamalara uygun karşılık verir.

    12. Ay

    • Bir veya daha fazla kelimeyi anlamıyla kullanır.
    • Basit ifadeleri anlar.
    • Çevresindeki sesleri çıkarmaya çalışır.
    • Konuşmanın sosyal değerinin farkındadır.

    13. Ay

    • Yaklaşık 5 ile 20 kelimelik kapasitesi vardır.
    • Duygularını kendi ifadeleri ile anlatır.
    • Basit komutları yerine getirebilir.

    24. Ay

    • Çevresindeki çok kullanılan nesnelerin isimlerini bilir.
    • Basit cümleler kurabilir.
    • 150 – 300 kelime arası kapasitesi vardır.
    • Akıcılık genellikle zayıftır.
    • Sesin tonlaması iyi kontrol edilemez.
    • İki zamiri doğru olarak kullanabilir.
    • “Bana gözlerini, burnunu, ağzını göster” gibi komutlara karşılık verebilir.

    36. Ay (3 yaş)

    • Bazı çoğulları ve geçmiş zamanı kullanabilir.
    • Vücudun parçalarını bilir.
    • Üç kelimelik cümleyi kolayca söyler.
    • Kelime haznesi 900 – 1000 kelime arasındadır.
    • Çevresi ve hareketleriyle ilgili basit soruları anlar.
    • İsmini ve yaşını söyleyebilir.
    • Anlamış olsa dahi bütün sorulara cevap vermeyebilir.

    48. Ay (4 yaş)

    • Tanınan hayvanların ismini bilir.
    • Resimli kitap ve dergilerdeki kolay isimleri bilir.
    • Bir veya daha fazla renk bilir.
    • Dört heceli kelimeleri tekrar edebilir.
    • “Üstünde” ve ” altında” kavramlarını anlar.
    • Genellikle ” Neden?” ile başlayan çok soru sorar.

    60. Ay (5 yaş)

    • Birçok sıfat ve zarf olarak tanımlayıcı kelime kullanabilir.
    • Belli zıtlıkları bilir (büyük – küçük, sert – yumuşak, ağır – hafif)
    • Dört veya daha fazla sayı kavramı vardır.
    • Ona kadar sayabilir.
    • Dokuz kelime uzunluğundaki cümleleri tekrar edebilir.
    • Üç emiri yerine getirebilir.
    • Bozuk paraları ve bunların değerlerini bilir.
    • Yaşını bilir.
    • Sabah, öğleden sonra, gece, gündüz, sonra, yarın, dün, bugün gibi basit zaman kavramlarını bilir.
    • Uzun cümleler söyleyebilmelidir.
    • Konuşması gramer bakımından doğru olmalıdır.
Online


www.isyazilim.com

Kısa Yollar