Posts Tagged ‘akondroplazi’

Öğrenme Güçlüğü Sendromu

Öğrenme güçlüğü; anlama, düşünme, okuma, yazma, telaffuz etme, veya matematik hesapları yapmada güçlükle karşılaşılmasıdır. Bozukluk yukarıda sayılan becerilerin biriyle veya birkaçıyla ilgili olabilir.

 

Öğrenme güçlüğü tanımına, algılama bozuklukları, beyin zedelenmesi, minimal beyin disfonksiyonu, beceriksizlik, ve konuşma bozuklukları girer. Görme, işitme, yada motor fonksiyonlardaki yetersizlikten kaynaklanan durumlar bu tanım altında incelenmezler. Yine mental netardasyon, çevresel, ekonomik sorunlar, kültürel yetmezlik gibi sebeplere bağlanabilen öğrenme güçlükleri, öğrenme güçlüğü sendromunun dışında tutulurlar.

 

Bu çocukların her birinin ayrı ayrı sorunları vardır. Bu nedenle ebeveyn, öğretmenler ve diğer uzmanlar her bir çocuğu ayrı değerlendirmelidirler. Öğrenme güçlüğü hafif, orta veya ağır olabilir. Bir veya birden fazla kabiliyeti etkileyebilir.

Sıklığı

Eğitim çağındaki çocukların % 10-20 kadarında öğrenme güçlüğü vardır. Eğitim çağındaki çocuklarda en sık rastlanan problemdir.

Özellikleri

Öğrenme güçlüğü olan okul çocuklarında okuma, anlama, dinleme, karşılaştırma, konuşma, sorgulama ve problem çözme becerilerinde değişik derecelerde bozukluklar olur. Ayrıca bu çocuklarda hiperaktivite, dikkat eksikliği, algılama bozuklukları, davranış bozuklukları, öğrenme güçlüğüne eşlik edebilir.

Öğrenme güçlüğü aşağıdaki müfredat alanlarını etkileyebilir :

  • Anlama: Geç anlama, anlamama, dinleme ve kavrama bozuklukları
  • Okuma: Okuma güçlüğü, yazma ve heceleme bozuklukları
  • Aritmetik: Kavramları anlayamama, basit hesapları yapamama
  • Sorgulama: Düşüncelerini organize etme ve birleştirme güçlüğü
  • Organizasyon becerileri: Öğrenmenin tüm yönlerinde zorlanma

Eğitim imkanları

Öğrenme güçlüğü olan çocukların eğitiminde mutlaka bir ekip çalışması olmalıdır. Bu çocuklar için özel sınıflar oluşturmalı, öğretmenler, aileler, sosyal hizmet uzmanları, eğitim danışmanları, psikologlar işbirliği yapmalıdır.

Down Sendromu

Down sendromu en sık rastlanan ve zeka geriliği ile birlikte seyreden bir kromozon anomolisidir. Bilinmeyen bir sebeple kromozom sayısı 46 yerine 47 olur. Bu ekstra kromozom bedensel ve beyin gelişiminde bir takım bozukluklara yol açar. Down sendromunun teşhisi kromozon analizleri ile yapılır.

Sıklığı

800 – 1000 doğumda bir görülür. 35 yaşın üzerindeki doğumlarda sıklığı artar. Bir ailede birden fazla down’lu olma ihtimali çok zayıftır.

Özellikleri

Down sendromunun 50 den fazla belirtisi vardır. Ancak bunların tamamı aynı hastada bulunmaz. En sık belirtisi şunlardır:

 

  • Kas tonusunda zayıflık
  • Gözün iç köşesinde çizgi
  • Eklem esnekliği
  • Kısa, geniş eller, tek bir el çizgisi
  • Geniş ayak, kısa parmaklar
  • Burun kökünde düzleşme
  • Kısa ve altta yerleşmiş kulaklar
  • Kısa boyun
  • Küçük baş
  • Küçük ağız
  • Özel bir ağlama şekli
Bu çocuklar akranlara göre bedensel olarak da daha geridirler.özel fiziksel görünümlerinin yanı sıra bu çocukların bazı özel sağlık problemleri vardır. Enfeksiyonlara dirençli değildirler, görme, işitme, ve konuşma bozuklukları olabilir.

 

Bu çocukların üçde birinde düzeltilebilir kalp hastalıkları bulunur. Bunların bir kısmında doğuştan düzeltilebilir mide, barsak, problemleri vardır.

 

Down sendromlu çocukların bir kısmında atlanto-aksial subluksasyon vardır. Bu nedenle boyun travmaları bu çocuklara daha çok zarar verir. Atlanto-aksial subluksasyonun olup olmadığını öğrenmek çocuğun spor ve aktivitelere katılmasına karar vermek açısından çok önemlidirler. Yine bu çocuklar ileri yaşlarda akranlarına göre daha çok kilo almaya eğilimlidirler. Bu dönemde özel bir diyet ve egzersiz programı gerekebilir.

Eğitim imkanları

Down sendromu tanısı kesinleşir kesinleşmez aileler çocuklarının özel eğitim- geliştirme ve erken müdahale programlarına katılması yönünden eğitilmelidir. Bu programlar çocukların konuşma, bilişsel eğitim, kendine yardım, sosyal beceriler kazanmasını ve kaba ve ince motor gelişmeleri için fiziksel egzersizleri içerir. Erken dönemde yapılacak stimülasyon programları çocuğun ulaşabileceği en üst fiziksel ve sosyal kapasiteye ulaşmasında yardımcı olur. Sürekli eğitim, pozitif toplum ilgisi, aile desteği çocuğun gelişim süresi boyunca sürdürülmelidir.

 

Normal insanlarda olduğu gibi Down’ lu çocuklarda zeka, beceri ve gelişimsel ilerlemeler hastadan hastaya büyük farklılıklar gösterir. Bu çocuklarda zeka geriliği seviyesi hafif, orta veya şiddetli olabilir. Ancak çoğunda zeka seviyesinde bozukluk, hafif veya orta şiddetlidir.

Otistik Çocuk

Otism bir beyin hastalığıdır. Otistik insanlar diğer insanlarla konuşmakta ve onlarla ilişki kurmada zorlanırlar. Otistik bir çocuk son derece çekingen görülür, diğer insanlarla göz temasından kaçınır, diğer çocuklarla konuşamaz ve onlarla oynamaz, ve bazı hareketleri sürekli tekrarlar durur.

 

Otizmin sık görülen belirtileri

  • Göz temasından kaçınırlar
  • Konuşma ve diğer seslere cevap vermezler
  • Konuşmazlar ve konuşsalar bile konuşmaları düzgün değildir
  • Sürekli bir objeye bakarlar
  • El kol hareketlerinden anlamazlar
  • Oyun oynarken oyunu çok ciddiye alırlar
  • Çok aşırı kuralcı ve düzenlidirler
  • Yüz ifadeleri çok sert ve donuktur.
  • Kendilerini yaralarlar ve tehlikenin farkına varmazlar

Otizmin sebepleri nelerdir ?

Otizmin sebebi tam olarak bilinmemektedir. Genetik faktörler, bazı hastalıklar, çevresel faktörler, otizm yol açabilir. Erkek çocuklarda daha sık görülür.

Otizm nasıl teşhis edilir ?

Otizm teşhis edecek bir laboratuvar testi yoktur. Otizm olduğu düşünülen çocuklar çocuk psikiyatrisi tarafından değerlendirilmelidir.

 

Otistik çocukların çoğunda aynı zamanda mental retardasyon ( zeka geriliği ) vardır. Bazı otistik çocuklar zor problemleri kitap, defter, kullanmadan çözebilir.

 

Otistik çocuklarının %20 sinde ilk 1-2 yıl diğer çocuklardan hiçbir farkı yoktur. Bu çocuklar durup dururken daha önce kazandıkları kabiliyetleri kaybederler ve otistik olurlar.

 

Otistik çocukların bir kısmı yapılacak davranış ve konuşma tedavilerine oldukça iyi cevap verirler. Otizmi tedavi etmek için henüz bir ilaç yoktur, ancak otizmde görülen davranış bozukluklarının tedavisi için bazı ilaçlar kullanılabilir.

 

Otistik çocukların diğer kardeşlerinde de otizm olma şansı %5 kadardır.

Otizmin Belirtileri ve Erken Teşhisi


Genel belirtiler

“Çok sakin bir bebeğim vardı. Mama saatinde karnını doyuruyor, altını temizledikten sonra yatırıyordum. Ben tekrar yanına gidene kadar ağlamıyordu. Dikkatimi çeken ilk şey, yanına yaklaştığımda kucaklamam için kollarını kaldırmaması, oyunlarıma hiç karşılık vermemesi oldu…”

“Bebeğim doğduğundan beri adeta bir kabus yaşıyoruz. Bütün gün akşama kadar, bütün gece sabahlara kadar sürekli ağlıyor. Mamasını yedirmek, altını temizlemek mümkün değil, ancak kucakta sallanırsa veya arabasında gezdirilirse biraz sakinleşiyor…”

 

Otistik bebeklerde yukarıda ifade edildiği gibi, iki tip davranış biçimi gözlenmiştir. Birinci örnekteki gibi sakin ve bütün gününü yatakta geçiren bebeklerin bakımları kolaydır, ancak çevrelerine karşı ilgisizlikleri anne babaları endişelendirir.

 

İkinci tip bebekler ise sürekli ağlayan, huysuz bebeklerdir, sürekli sallayarak susturulurlar.

 

Otistik çocukları olan birçok anne baba, çocuklarının bebeklik döneminde olağandışı bazı şeyler hissettiklerini, ancak bunu tam olarak yorumlayamadıklarını belirtmişlerdir. Bazıları ise bu farklılığı düşünmek bile istemediklerini söylemişlerdir.

Çevreyi algılama

Anne ve babanın ilk gözüne çarpan, çocuğun çevresine karşı olan ilgisizliği ve kendisine yönelik oluşudur. Belirli sesli uyarılara hiç reaksiyon vermez. Kulaklarının duymadığı zannedilir. Diğer bazı seslere ise özel ilgisi vardır. Hışırtı, sürtünme seslerine duyduğu ilgi nedeniyle çeşitli yüzeyleri elleriyle kazır, tırmalar. İnsanlarla göz teması kurmaz, çok uzun süre boş bakışlarla oturabilir. 2. yaştan sonra bebeklik döneminde gözlenen çevreye ilgisizlik daha belirgin hale gelmiştir. Çevresindeki kişilerin, anne ve babanın yüzüne bakmama, hemen her otistik çocuğun özelliğidir. İnsanların gözlerine bakmadıkları veya kısa bakışlardan sonra gözlerini kaçırdıkları görülür. Kendi dünyalarında yaşarlar. Uyaranlara az veya aşırı cevap verebilirler. Çocukların seslere tepki vermemesi , birçok anne babayı, işitme problemi endişesi ile doktorlara gitmeye yöneltmektedir. Yapılan muayeneler çocukların işitmelerinde organik bir sorunun olmadığını göstermektedir. Gerçekten de bazen seslere hiç tepki vermedikleri, bazen en ufak seslere aşırı tepki gösterdikleri, alışılmış seslerden rahatsız olup kulaklarını kapatabildikleri, bazı seslere de çok duyarlı oldukları gözlenmektedir. Örneğin su, motor ve müzik gibi seslere özel ilgi gösterdikleri görülür. Görsel uyarılara da normal dışı tepkiler görülür. İnsan yüzlerine ve çevredeki birçok nesneye bakmamalarına karşın, hareket eden, dönen ya da parlak olan cisimlere uzun süre bakabilirler. Bazen de ışıkla karşılaştıklarında kulaklarını, yüksek bir sese reaksiyon olarak da gözlerini kapama gibi ters tepkiler gözlenebilir. Bazı çocuklar ağrıyı, sıcağı ve soğuğu farketmede güçlük gösterirken, diğer bazılarında ise soğuk suyla ellerini yıkarken ağlama, eline toplu iğne battığında çığlıklar atma şeklinde, uyarılara aşırı tepkiler görülür. Tek bir duyu tipine dikkat edip, diğerlerini ihmal edebilirler.

Konuşma ve iletişim

Otizm tanısı için gerekli olan kriterlerden biri olan, konuşma ile ilgili şiddetli bozukluğun erken tanıya gitmede farkedilmesi çok daha zordur. Normal bebekler 1 yaş civarında ilk kelimelerini söylerler. Sesler çıkarır, çıkardıkları sesleri farklılaştırır, bu şekilde duygularını, isteklerini ifade ederler. Ancak, normalde görülen bu “ba-ba” seslerinin otistik bebeklerde görülmediği belirlenmiştir. Ayrıca diğer kişilerin kendileriyle konuşmalarına ya da kendilerine seslenmelerine karşı tepkisiz kaldıkları gözlenmiştir. Bazı otistik çocuklar 0-2 yaş döneminde tamamen sessiz kalabilir, bazıları ise yaşıtları gibi birkaç kelime öğrenebilir; hatta bazıları bu birkaç kelimeyi kullanmayı öğrenebilirler ancak bunlar tekrar kaybolabilir. Sözel iletişim ve sosyal etkileşimdeki sapmaları, sözel dışı iletişim ve fantezi kurmadaki bozukluk veya eksiklikle birliktedir. Normal ilgi ve sevgi davranışını geliştiremezler. Otistik çocuklarla yapılan çalışmalar, konuşulanları anlama kapasitelerinin oldukça sınırlı olduğunu göstermiştir. Tek kelimeleri anlayabilirken, kelimeler soyutlaştıkça ve cümleler karmaşıklaştıkça anlamaları da güçleşir. Konuşulanları anlama becerisi oldukça yavaş gelişir. Gelişmenin her çocuğa göre farklı seviyelerde olduğu gözlenir.

Ekolali

Ekolali, çocuğun duyduğu kelimeleri, cümleleri, konuşmacının hemen arkasından veya daha sonra taklit etmesidir. Normalde çocuklar konuşmaya duydukları kelimeleri taklit etmekle başlarlar; ancak bu taklit dönemi, 2,5 yaş civarında sona erer. Otistik çocuklar da bazen kelimeleri, bazen de cümleleri papağan gibi taklit ederek öğrenirler. Kelimeleri, taklit ettikleri konuşmacının aksanı ve vurgulaması ile söylerler.

Gramer Bozuklukları

Konuşabilen otistik çocuklarda gramer bozuklukları da yaygın olarak görülür. Çoğunlukla kendisinden “sen” veya “o” diye bahseder. Bütün otistikler anne babaları ve diğer kişilerle ilişkilerini geliştirmekte değişik derecelerde yetersizdirler. Göz teması kuramazlar, tesadüfen böyle bir temas kurduklarında gözlerini kaçırırlar. Kişilere sanki orada yokmuş gibi davranırlar. Bazen yollarını tıkayan bir mobilya parçası gibi onlara vurur ve kenara iterler. Bazen de üzerlerine tırmanarak onları oyuncak veya bir obje gibi görürler. Bu çocuklar sık sık hayatlarında çok önemli olan anne baba, kardeş, öğretmen gibi kişileri tanımıyor gibi görünürler. Otistik çocuk öpebilir, ancak bu mekaniktir ve duygusal bir özelliği yoktur.

Sosyal Davranış

Diğer çocukların aksine kucağa alınmaya karşı isteksizlik gösterme, kucağa alınınca huzursuz olma en belirgin özellikleridir. Genellikle 3. ve 4. aylarda görülen reaktif gülme görülmez ve çocuğun çevreyi tanıdığına dair hiçbir belirti de yoktur. Otistik bebekler, genellikle çevreleriyle ilişki kurmaz, kendi kendilerine gülümserler. Normal bir bebek yaşamının ilk 3 ayında annesine bakar, annesi onunla konuşurken gülümser. Daha sonraki aylarda ise her fırsatta kucağa alınmak için kollarını kaldırır. Tanıdığı kişileri görünce heyecanlanır. İnsanlarla ilişki kurmaktan hoşlanır. Birçok otistik bebek yalnız bırakıldıklarında mutlu görünür; bazıları saatlerce yastığını veya çarşafını tırmalar. Bazıları ise yataklarında oturur ve öne arkaya sallanır veya başlarını yatağın kenarına vururlar. Anneler genellikle bebeklerinin yüzlerinin ifadesiz olduğunu, gülümsemekle birlikte yüzlerinde sevinç, utanç, rahatsızlık gibi duygusal ifadeler görmediklerini, bebeklerin yüzlerindeki ifadenin ve gözlerindeki bakışın hiçbir olay karşısında değişmediğini belirtmişlerdir. Otistiklerde hiperkinezi (aşırı hareketlilik) sık karşılaşılan bir problemdir. Hipokinezi (hareket azlığı) daha az görülür. Değişiklik karşısında veya ortada bir sebep yokken saldırganlık ve öfke nöbetleri görülür. Kendi kendine zarar vermeye yönelik, kafasını vurmak, ısırmak, tırmalamak, saç çekmek, kendini yumruklamak gibi davranışlar vardır. Bu davranışlar zaman zaman stereotipik (sürekli tekrarlayıcı) bir karakter gösterir. Neden ortaya çıktığı bilinmeyen, kendiliğinden başlayan ve bazen kendiliğinden sönen olaylardır. Kendi etrafında dönme, öne arkaya sallanma, parmakları ile havada bir takım şekiller çizme gibi davranışlardan çocuğun zevk aldığı , bazılarının sallanma, dönme gibi denge sistemini uyaran hareketlerden hoşlandığı bilinmektedir. Kısa süreler için dikkatini toplayamama, bir işe tamamen konsantre olamama, beslenme problemleri, idrar ve dışkısını tutamama da sıklıkla görülür. Eve bir misafir gelmesi, odanın farklı bir düzene sokulması, sürekli kullandığı çarşafın değiştirilmesi gibi durumlar, otistik çocuğun huzursuz olmasına, saatlerce ağlamasına, öfke nöbetleri geçirmesine neden olabilir. Uzmanlar, çocuğun yapılan her değişiklikten dolayı kendini güvensiz hisettiğini, ancak çevresindeki aynılığı koruyarak rahatladığı görüşünü paylaşmaktadırlar. Otistik çocukların genellikle çevrelerindeki tehlikelerin farkında olmamaları, anne babaları en çok endişelendiren özelliklerdendir. Çocuğun ince yüksek bir duvar üzerinde korkusuzca yürümesi, yoğun trafik olan bir caddeye fırlayabilmesi, sıcak sobaya yaklaşması gibi davranışlar örnek olarak verilebilir. Çevrelerindeki nesnelerin, kişilerin tamamı yerine ayrıntılarına, küçük parçalarına dikkat ederler. Annenin yalnızca küpesi, oyuncak arabanın yalnızca tekerlekleri çocuğun dikkatini çekebilir. Otistik çocuklarda hayal gücünün yetersizliğine bağlı olarak yaratıcı oyun oynama becerisinin bulunmaması yaygın olarak gözlenir. Bir oyuncakla gerçek amacına uygun olarak oynamaz, farklı bir şekilde oynar. Çoğu çeşitli nesnelere tutkun olabilirler ve onları kullanmakta mükemmel bir ustalık gösterebilir. Bu yeteneğin bir kısmı, şüphesiz bu işlere fazla zaman ayırmaktan kaynaklanmaktadır. Normal bir çocuk bir şeyi çevirmek için saatler harcamaz. Konuşmanın olmaması veya çok az olması ve olgunlaşmamış sosyal davranışlar nedeniyle diğer çocukların oyunlarına katılamazlar. Özel korkular, sebepsiz gülme ve ağlamalar gibi bazı duygusal tepkiler, otistik çocuklarda sıklıkla gözlenen özelliklerdendir. Bir ayakkabı ayağını sıktığı için ayakkabı giymeyi reddeden çocuk, elini küvetteki sıcak suya sokarak yaktığı için küvette yıkanmaktan korkan küçük kız, özel korkuları olan çocuklara örnektir. Zaman zaman bu korkuların sebebini bulmak oldukça güç olabilir. Çevresindekilerle iletişim kuramayan, bu nedenle de çevreden korkusu ile ilgili hiçbir yardım alamayan otistik çocukta bu korkular oldukça uzun sürebilir.

Motor Davranış

Fiziksel gelişimleri yaşıtlarından farklı değildir. Otistik bebeklerin büyük bir çoğunluğunun özel bir görünümü yoktur. Çoğu sevimli ve çekicidir. Fiziksel olarak birçok motor beceriyi olağan yaşlarda kazanmaya hazırdırlar, ancak bazı otistik bebeklerin çevrelerine karşı ilgisizlikleri nedeniyle geç yaşlarda oturdukları, yürüdükleri gözlenmiştir.

Özel Beceriler

Bazı otistiklerin çeşitli problemlerin yanısıra bazı özel becerileri vardır. Bu beceriler genellikle konuşmayı gerektirmeyen alanlardadır. Örneğin; bu çocukların çoğu müziği sever ve çok güzel şarkı söyleyebilir. Şekillere yönelik yap-boz (puzzle) ve konstrüksiyon gerektiren oyuncaklarda başarılıdırlar. Bazıları mekanik ve elektronik konularında yeteneklidirler. Ender olarak bazı otistik çocuklar olağanüstü becerilere sahiptirler. Bunlar büyük ve karışık rakamları zihinsel olarak büyük bir hız ve kesinlikle hesaplayabilirler. Bazıları müzik aleti çalabilir ve hatta melodi besteleyebilirler.

Diğerleri

Otistik bebeklerin bu gelişimsel özellikleri yanı sıra, çok yaygın görülen beslenme ve uyku problemleri vardır. Bunlardan çoğunun ilk altı ayda emmesi zayıftır, altıncı aydan itibaren beslenme problemleri artar. Birçok bebek, süt dışında tüm yiyecekleri reddeder, bazıları ise normalin üzerinde ve hemen her şeyi yiyebilir. Uyku problemi genellikle sürekli ağlayan, susturulması kolay olmayan bebeklerde gözlenmektedir. Ağlamaların, bağırmaların gece gündüz aralıksız tekrarlanması, anne babayı çaresiz bırakmaktadır. Süt çocukluğu döneminde görülen bu otizm belirtilerinin toplu değerlendirilmesi için aşağıdaki form önerilmektedir : Erken çocukluk çağı otizminde birinci yaştaki belirtilerin değerlendirme formu

Algılama

  • Belirli sesli uyarılara hiç reaksiyon vermez, kulaklarının duymadığı zannedilir.
  • Belirli bazı diğer seslere özel ilgisi vardır.
  • Yedinci ay sonunda bir ses kaynağına veya bir temasa doğru dönmez, yönelmez.
  • Sık olarak ve uzun süre bazı satıhları elleriyle kazır, tırmalar.
  • Uzun süre ve sık sık belirli bazı görüntülere sabit bir şekilde bakar. Diğer bazı görsel uyarılara hiç reaksiyon göstermez.

Konuşma

  • 5. ay sonunda henüz daha hiç hece yapamaz.
  • 7. ay sonunda daha kendisini fark ettirecek konuşma seslerini çıkarmaz (örneğin; ba-ba).
  • 9. ayın sonunda heceleri tekrarlama yoktur.
  • 12. ayın sonunda henüz hiçbir kelime söyleyemez.

Sosyal davranış

  • Genellikle 3. ayın sonunda gülme yoktur, anne seslendiğinde, yüzünü yaklaştırdığında tanıma belirtisi göstermez.
  • 6. ayın sonunda kucaklayan kişiye kollarını uzatmaz.
  • 6. ayın sonunda kucağa alınmak veya ilgilenilmek istendiğine ait belirti yoktur, kendi kendine olmaktan memnundur “rahat bebek”.
  • 10. ay sonunda yapabileceği halde taklit yapmaz.
  • 12. ay sonunda çevredeki cisimlere az ilgi gösterir, eliyle işaret etmez.
  • Diğer çocuklar gibi oynamaz, daha ziyade kendi kendine oyalanır, aynı türdeki hareketleri yapar.

Motor davranışlar

  • Güçsüz, gevşek veya sokulgan olmayan, sabit duruş ağırkanlılık.
  • Ağır hareketler, ellerle yüzü ve gözleri kapama.
  • Sevdiği bazı cisimleri yüz ve gözler önünde tutma, çevirme.
  • Dolaşarak çevreyi öğrenmesi yetersizdir.

Diğerleri

  • Besinlerin alınmasında çeşitli bozukluklar.
  • Buna bağlı dışkılama bozuklukları.
  • Uzun süren ve izah edilemeyen ağlama ve bağırmalar.
  • Uzun süren taşkınlıklar veya ilgisizlik halleri.
  • Uyku bozuklukları.
  • Genelde alışılmamış derecede rahat davranış tarzı.
  • Sağlıklı, çekici fiziksel dış görünüş.

Hiperaktivite Bozukluğu

Hiperaktivite bozukluğu bazı çocuklarda ve yetişkinlerde görülen bir davranış ve dikkat bozukluğu hastalığıdır. Hiperaktiviteli ( aşırı hareketlilik ) çocuklarda dikkat eksikliği ve yaşıtlarına göre aşırı hareketlilik vardır.

 

Bu bozukluk 20 çocuktan birinde görülür ve erkeklerde kızlardan daha sıktır.

Bu çocuklarda aşağıdaki iki listeden en az 6 şar adet belirti bulunur :

  • Emirlere ve talimatlara uymazlar
  • Ev yada okulda oyun veya bir iş yaptıklarında bu iş ve oyun üzerinde dikkatlerini toplayamazlar
  • Ev ve okulda ihtiyaçları olan şeyleri unuturlar
  • Söz dinlemezler
  • Ayrıntılara dikkat etmezler
  • Dağınıktırlar
  • Plansızdırlar ne yapacaklarını bilmezler
  • Unutkandırlar
  • Kolayca hırçınlaşırlar

İkinci liste

  • Yerinde duramazlar
  • Yürümeleri ve merdiven çıkmaları normal değildir
  • Sessizce oynamazlar
  • Sorulara düşünmeden cevap verirler
  • İnsanların konuşmalarını keserler
  • sandalyede oturamazlar
  • Çok konuşurlar
  • Daima yürürler
  • Bekleyemezler

Hiperaktivitelerin sebepleri nelerdir ?

Hiperaktivite de muhtemelen beyin biokimyasında bir bozukluk vardır. Genetik faktörlerin önemli rolü olabilir. Aile çevresi ve okuldaki bir takım olumsuzluklar hiperaktivite bozukluğuna sebep olmaz ancak belirtilerin daha da artmasına yol açar. Şeker, çikolata, tatlandırıcılar, vitamin eksiklikleri, gıda boyaları, bu hastalığa sebep olmazlar. Aşırı TV seyretme, aşırı ışık, video oyunları, vs. gibi durumlar da hiperaktivite den sorumlu tutulamaz.

Hiperaktiviteli bir çocuğa nasıl yardımcı olunur ?

Aile, okul, ve doktor dan oluşan bir ekip çalışması ile bu çocuklara yardımcı olmak mümkündür. Bazı ilaçlar çocukların çoğuna yardımcıdır, ancak bazı çocuklara özel bir eğitim gerekebilir.

Bu çocuklar için evde neler yapılır ?

Hiperaktiviteli çocuklar anne ve baba için ciddi bir problemdir. Bu çocuklar söz dinlemezler, sürekli hareket ederler, büyükleri ile sürekli sürtüşürler. Bu çocuklar için ev içi düzende de bazı değişiklikler yapmak gerekir.

 

Evde her şeyi programlı yapın : Uyanma , yemek yeme, oyun oynama, ödev yapma, tv izleme, gibi günlük aktiviteler için bir çizelge tutun, ve çocuğunuzun bu listeye uymasını sağlayın. Bunun için çocuğunuzun odasına bir liste asın programda sizden kaynaklanan bir değişiklik olursa ( tatil ziyaretçi vs ) bunun sebeplerini ona söyleyin.

Uyanma , yemek yeme, oyun oynama, ödev yapma, tv izleme, gibi günlük aktiviteler için bir çizelge tutun, ve çocuğunuzun bu listeye uymasını sağlayın. Bunun için çocuğunuzun odasına bir liste asın programda sizden kaynaklanan bir değişiklik olursa ( tatil ziyaretçi vs ) bunun sebeplerini ona söyleyin.

Ev kurallarını belirleyin : Basit, açık ve kısa kurallar koyun, kural ihlalleri sonucunda neler olacağını ona söyleyin. Kural ihlalleri durumlarında uygun cezalar belirleyin.

Basit, açık ve kısa kurallar koyun, kural ihlalleri sonucunda neler olacağını ona söyleyin. Kural ihlalleri durumlarında uygun cezalar belirleyin.

Pozitif olun : Ondan istemediklerinizi değil yapmasını istediklerinizi söyleyin. ( kapıyı gürültülü kapatma yerine, yavaş kapat gibi ) İyi davranışlarından dolayı onu ödüllendirin. Bu çocuklar genellikle yapmamaları konusunda sürekli azarlanırlar , halbuki bu çocuklara iyi davranışlar öğretilirse daha iyi olur.

Ondan istemediklerinizi değil yapmasını istediklerinizi söyleyin. ( kapıyı gürültülü kapatma yerine, yavaş kapat gibi ) İyi davranışlarından dolayı onu ödüllendirin. Bu çocuklar genellikle yapmamaları konusunda sürekli azarlanırlar , halbuki bu çocuklara iyi davranışlar öğretilirse daha iyi olur.

Emirlerinizi anladığınızda emin olun : Çocuğa her şeyi çok açıklıkla söyleyin , gözlerine bakın, anladığından emin olun, verdiğiniz emirleri tekrar ettirerek anlayıp anlamadığını kontrol edin. Bu çocuklar için söylenecek direktifler kısa ve anlaşılır olmalıdır, zor görevler için birkaç tekrar yapmanız gerekebilir. Başardığı her görev için onu tebrik edin.

Çocuğa her şeyi çok açıklıkla söyleyin , gözlerine bakın, anladığından emin olun, verdiğiniz emirleri tekrar ettirerek anlayıp anlamadığını kontrol edin. Bu çocuklar için söylenecek direktifler kısa ve anlaşılır olmalıdır, zor görevler için birkaç tekrar yapmanız gerekebilir. Başardığı her görev için onu tebrik edin.

Tutarlı olun :Bu çocuklarınızı gün boyunca takip edin. Okul aktivitelerine yardımcı olun: Bu çocuklara normal çocuklardan daha fazla zaman ayırmalısınız. Ev ödevlerini yapmaları için iyi bir yerleri olmalı ve burası diğer insanlardan, tv ve oyunlardan uzak olmalıdır. Bu çocukları diğer çocuklarla yarıştırmayın, örneğin diğer çocuklar takdir ve teşekkür alınca ödüllendirilir, halbuki bu çocuklar daha küçük başarılarda ödüllendirilmelidirler. Daha başarılı olursa extra ödüllendirilir. Öğretmeniyle sürekli diyalog halinde olun.

Bu çocuklarınızı gün boyunca takip edin. Okul aktivitelerine yardımcı olun: Bu çocuklara normal çocuklardan daha fazla zaman ayırmalısınız. Ev ödevlerini yapmaları için iyi bir yerleri olmalı ve burası diğer insanlardan, tv ve oyunlardan uzak olmalıdır. Bu çocukları diğer çocuklarla yarıştırmayın, örneğin diğer çocuklar takdir ve teşekkür alınca ödüllendirilir, halbuki bu çocuklar daha küçük başarılarda ödüllendirilmelidirler. Daha başarılı olursa extra ödüllendirilir. Öğretmeniyle sürekli diyalog halinde olun.Bu çocuklar büyüyünce ne olur :

Bu çocukların büyüdükçe davranışları düzelir. Çoğu problemlerini çözmeyi öğrenir. Lise yıllarında hiperaktivite durur. Ancak çocukların yarıya yakınında bazı davranış bozuklukları devam eder.

Davranış Bozukluğu Olan Çocuk ve Eğitimi

Heyecan, davranış ve zeka bozuklukları için kullanılan birçok terim vardır. Günümüzde insanların sosyal ilişkilerinin karmaşıklaşması, mesleki ve akademik eğitimin yaygınlaşması, eskiden normal ve özel eğitim gerekmeksizin hayatını sürdürebilecek birçok kişinin özel eğitime ihtiyaç duymasına sebep olmuştur.

 

Aşağıdaki durumlardan bir veya birkaçının bir çocukta uzun süre bulunması onun eğitim ve beceri kazandırılmasını olumsuz olarak etkiler.

 

A- Çocuğun yaş, sağlık durumu ve entellektüel seviyesi ile açıklanamayan öğrenme güçlüğü

 

B- Akranları ve öğretmenleri ile sağlıklı bir ilişki kuramaması ve bu ilişkiyi sürdürememeleri

 

C- Normal şartlarda, uygun olmayan davranış ve duygulanımlar

 

D- Mutsuz, depresif ve hüzünlü bir ruh hali

 

E- Kişisel ve okul problemleri ile birlikte görülen, korkular veya fiziksel semptomlar

Özellikleri :

Çocuklarda davranış bozukluklarının sebepleri tam olarak tanımlanamamıştır. Genetik faktörler, beyin bozuklukları, diyet, stres, ailevi sorunlar, muhtemel sebepler olabilir.

 

Davranış bozukluklarına sebep olan direkt bir neden gösterilmemiştir. Davranış bozukluğu olan çocuklarda görülen bazı özellikler :

 

  • Hiperaktivite ( dikkat eksikliği )
  • Saldırganlık, kendine zarar verme, kavgacılık
  • Çekingenlik ( ilişki kurmada yetersizlik, sosyal ilişkilerden kaçma, aşırı korku ve anksiyete )
  • Yaşına göre olgunlaşmamış olma ( ağlama, hırçınlık, taklit etme yeteneğinin olmaması )
  • Öğrenme güçlükleri
Çok ağır davranış bozukluğu olan çocuklarda anksiyete, zorbalık, anormal ruhsal durum hatta psikoz veya şizofreni tablosu görülebilir.

 

Tamamen normal ve davranış bozukluğu olmayan çocuklar bu belirtilerin bazılarını, gelişim süreçlerinin bazı zamanlarında gösterebilirler. Bu çocuklara davranış bozukluğu teşhisi koymak için bu belirtilerin uzun süre devam etmesi gerekir.

Eğitim imkanları :

Davranış bozukluğu olan çocukların eğitim programları; normal okul eğitiminin kazandırılması, kişilik eğitimi, özgüvenin kazandırılması, ve davranışlarının oto kontrolü gibi aşamalarda yapılır. Mesleki ve akademik eğitim ( normal eğitim müfredat ) bu çocukların eğitiminin ikinci aşamasıdır.

 

Davranış modifiksiyonları en çok kabul gören eğitim yaklaşımıdır. Bununla birlikte birçok teknik davranış modifiksiyonu ile kombine edilebilir.

 

Davranış bozukluğu olan çocukların eğitiminde ve topluma kazandırılmasında tecrübeli bir ekip gerekir. Sosyal hizmet uzmanı, psikolog, eğitim ve rehberlik danışmanı, bu ekibin en önemli elemanlarıdır.

Noonan Sendromu

Özel bir yüz görünümü, kısa boy ve doğumsal kalp hastalıkları ile karakterize genetik bir hastalıktır. 1000 canlı doğumda bir görülür, her iki cinsi eşit etkiler. Otozomal dominant olarak geçer. Defektif genli ebeveynlerin çocuklarında hastalık %50 oranında görülür. Kadınların defektif geni aktarma oranı erkeklerden 3 kat fazladır.

 

Belirtiler ve bulgular:

  • Gözler arası mesafe artmıştır (hipertelorizm)
  • Gözün aşağı eğilmesi
  • Göz kapağında düşme (zamanla azalır)
  • Göz iç köşesinde deri kıvrımları
  • Şaşılık
  • Göz bebeği küçüklüğü (miyozis)
  • Dışarı çıkık gözler
  • Mavi veya gri mavi gözler
  • Elmas şeklinde göz kapakları
  • Üst dudak oluğunda belirginleşme
  • Küçük burun
  • Çarpık dişler
  • Yüksek arklı damak
  • Boyun derisinde kıvrımlaşma alt seviyelerde saç çizgisi
  • Geniş ve kalın boyun
  • Uzun alın ve yuvarlak yüz daha sonra üçgen yüz oluşur
  • Kısa boy
  • Kalp hastalıkları (ASD, VS hipertrofi, pulmoner stenoz)
  • Aralıklı göğüs uçları
  • Yuvarlak ve çok geniş omuzlar
  • Künt parmak uçları
  • Kıvırcık saçlar
  • Kanama ve pıhtılaşma bozuklukları
  • İnmemiş testisler
  • Bebeklikte zor kilo alma
  • Konuşma bozukluğu
  • Normal zeka, üstün zeka yada zeka geriliği

Teşhis

Hastalığı ortaya koyacak bir test yoktur.

Tedavi

NS unun özel bir tedavisi yoktur. Göğüs deformiteleri, kalp hastalığı, şaşılık, inmemiş testis cerrahi olarak tedavi edilir. Büyüme hormonu verilebilir. Bazı çocuklara özel eğitim programları uygulanabilir.

Gidişat (prognoz) :

Bu çocuklar normal hayatlarını sürdürürler. Bazıları evlenmektedir ve çocuk sahibi olmaktadır. Hatta NS lu bazı erişkinlerde belirtiler o kadar hafiftir ki hastalık teşhis edilmemiş olarak kalabilir.

Asperger Sendromu

Asperger sendromu (AS), davranış bozuklukları, sosyal ve iletişim becerilerinde beceriksizliklerle karakterize nöropsikiatrik bir bozukluktur. Her 500 canlı doğumda bir görülür. Erkeklerde daha sıktır. Sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte genetik faktörlerin rolü olduğu sanılmaktadır. AS çocukların ebeveynlerinin birinde özellikle babalarında benzer belirtiler vardır.

 

Belirtileri

  • ” Sosyal ilişkilerde güçlük, arkadaşlarıyla ve yakınlarıyla geçinemezler
  • ” Olaylara karşı anormal tepki verirler
  • ” Saf ve kolay aldatılırlar
  • ” Başkalarının duygularının farkında değildirler
  • ” Yer değiştirme ve değişiklerde zorlanırlar
  • ” Saplantılıdırlar
  • ” Tekrarlayıcı hareketler
  • ” Matematik, fen, okuma gibi belli bir entelektüel alanlarda özel ilgi veya objenin bazı parçalarıyla aşırı ilgilenme
  • ” Beden dilini kullanmada becerisizlik (jestler, el-kol hareketleri, tebessüm)
  • ” Görüntüler, tatlar ve kokulara hassasiyet
  • ” Normalde kimsenin hatırlamadığı ayrıntıları hatırlarlar
  • ” Kendi dünyalarında yaşarlar
  • ” Entelektüel kapasiteleri normaldir
  • ” Duyduklarını ve okuduklarını anlamakta güçlük çekerler
  • ” Uzun konuşmalar, tekrarlayan cümleler
  • ” Monoton bir konuşma
  • ” Beceriksiz ve koordine olmayan hareketler
  • ” Uyku ve yeme problemleri

Teşhis

AS unun teşhisi için bir test yoktur. Teşhis genellikle 3-5 yaş arasında konulur. Çocuk psikiatristleri tarafından değerlendirilirler.

Tedavi

AS unun özel bir tedavisi yoktur. Bu çocuklara psikoterapi, aile eğitimi, davranış değiştirme tedavileri, sosyal beceri kazandırma ve özel eğitim gerekir. Bu çocukların öğretmenleri de bu konuda eğitilmelidir. Çocuğun eğitimi ile ilenenlere ve ailesine AS unun bir gelişim bozukluğu olduğu ve bu çocuğun diğerlerinden bazı farklılıklar arz edebileceği söylenmelidir. Bu çocukların ihtiyacına göre eğitim desteği ve özel ilgi gösterilmelidir. Motor beceriksizlikleri için meşguliyet terapisti, konuşma bozukluğu için konuşma terapisti, davranış bozukluğu için psikolojik danışmalık ve rehberlik gerekir. Anksiyete, depresyon, dikkat eksikliği, saplantı-zorlantı bozukluğu, tekrarlayan hareketler varsa bazı ilaçlar kullanılabilir.

Gidişat (prognoz)

AS de belirtiler hafif veya şiddetli olabilir. Şiddetli vakalarda özel eğitim gerektirir. Bu çocuklarda ilk orta ve lise eğitimlerini tamamlayabilirler. Eğer istedikleri bir alanı da seçerse üniversite eğitimini tamamlayabilir. Bu çocuklar evlenebilirler, meslek sahibi olabilirler. Ancak bazı sıkıntıları ömür boyu devam eder.

Tuberoz Skleroz

Tuberoz skleroz (TS) beyinde, deride ve bazı başka dokularda tümoral lezyonlar ve nöbetlerle seyreden genetik bir hastalıktır. TS bazı hastalarda çok hafif seyrederken, bazı hastalarda da çok ağır seyreder. Bu hastalıkta zeka geriliği, gelişme geriliği ve otizm görülebilir. TS bir çok hasta ise bağımsız ve sağlıklı yaşayabilir hatta tıp, hukuk, eğitim gibi fakültelerde yüksek eğitim yapabilir.

 

Ne sıklıkta görülür?

TS 6000 canlı doğumda bir görülür. Ülkemizde 10000 kadar TS hastası olduğu sanılmaktadır. TS olduğu halde fazla belirti vermediğinden teşhis edilmemiş bir çok hasta vardır.

TS’nin sebepleri nelerdir?

TS genetik bir hastalıktır. Hastalık ebeveynlerin birinde bulunan genetik bir bozuklukla taşınır. Hatta TS olduğu halde hiçbir belirti vermediği için teşhis edilmemiş bir anne yada baba ağır hasta bir çocuğa sahip olabilir. TS hastalarının %40′nın ebeveynlerinde bu hastalığa ait gen bulunur. Diğer %60′nda ise spontan bir genetik mutasyon söz konusudur. Bu genetik mutasyonun sebebi ise bilinmemektedir.

TS nasıl teşhis edilir?

TS teşhisi için genetik testler henüz gelişmemiştir. Bu hastalığın teşhisi için beyin MR, CT’si, böbrek ultrasonu, kalp ekosu, EKG, göz ve muayenesi gerekir.

TS lu hastalarda yaşam beklentisi ne kadardır?

TS’li hastaların çoğu normal bir hayat beklentisine sahiptir. Böbrek, beyin gibi organ tutulması ciddi sıkıntılara ve ölümlere yol açabilir. TS lu hastalar ömür boyu düzenli aralıklarla takip edilmelidir.

TS de klinik bulgular nelerdir?

TS’ deki tümör oluşumları deri, böbrekler, beyin, gözler, kalp, akciğerler, dişler ve bazı başka organ sistemlerini etkiler. Klinik belirtiler tümörlerin yerleşim yerlerine göre değişir. Beyin ve böbrek tutulması hastalığın en ağır boyutudur.

Tedavisi var mıdır?

TS’un tam bir tedavisi yoktur. Organ tutulmasına göre tedavi uygulanır. Beyin tutulması varsa özel eğitim programları, kas gücünü ve koordinasyonunu devam ettirmeye yönelik egzersiz programları, nöbetleri önlemek için ilaç tedavisi uygulanır.

Frajil X Sendromu

Frajil x sendromu zeka geriliğinin en sık rastlanan sebeplerinden biridir. Bu hastalık daha çok erkek çocuklarında ortaya çıkar. Hastalıkta kızlar ise daha çok taşıyıcı rol üstlenir. Hastalık 1000-2000 erkek çocuk doğumunda bir görülür. Kızlarda görülme sıklığı çok daha düşüktür (1/4000). Kızlarda taşıyıcı olma oranı 250 de bir iken, erkeklerde 800 de birdir. Hastalık erkek çocuklarında çok ağır seyrederken kızlarda daha hafif seyreder.

 

Belirtileri nelerdir?

  • ” Zeka geriliği, öğrenme güçlükleri,
  • ” Dikkat eksikliği ve hiperaktivite
  • ” Sıkıntı, depresyon ve uyum bozuklukları
  • ” Otistik davranışlar (%15-20); zayıf göz teması, tırnak yeme, sosyal ilişki kuramama, el çırpmalar, garip hareketler
  • ” Davranış bozuklukları ” Konuşmada gecikme
  • ” Uzun yüz, geniş kulaklar, düz tabanlık
  • ” Özellikle parmaklarda daha belirgin olmak üzere esnek eklemler (hipermobilite)
  • ” Sara nöbetleri (%25)
  • ” Şaşılık
  • ” Büyük testisler
  • ” Zayıf kas tonusu
  • ” Kalp kapakçıklarında bozukluk olabilir.

Tedavisi

Frajil x sendromunun tam anlamıyla bir tedavisi yoktur. Taşıyıcıların kan testleri ile tespit edilmesi mümkündür. Akraba evliliklerinin önlenmesi gerekir.

 

Davranış bozukluklarına yönelik tedaviler. Konuşma ve dil bozukluklarının tedavisi gerekir.

Nöbetler tedavi edilmelidir.

Tedavinin esasını uzun süreli rehabilitasyon programları oluşturur.
Online


www.isyazilim.com

Kısa Yollar